Bu site hakkında

Yeni Eklenenler

Kuran’da Miras Paylaşımında Matematiksel Bir Hata Var mı?

Kuran’da matematiksel bir hata olduğu, miras paylaşımı konusunda Nisa Suresi 11.ayettinde bildirilen oranların çelişki oluşturduğu yönünde bir iddia bulunmaktadır. İddiaya konu olan ayet şöyle:

Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir’dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah’tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.(4 Nisa-11)

İddia da şöyle bir örnek veriliyor “Bir adam ölür ve geride bir anne, bir baba, üç kız evlat ve bir de eş bırakır. Miras nasıl paylaşılacak?”. Yukarıdaki ayette verilen oranlardan yola çıkarak bir hesap yapılıyor. “1/6 + 1/6 + 2/3 + 1/8 = 1,125”. Oranların toplamı 1,125 çıkıyor. Yani oran 1,0 dan büyük, bu durumda Kuran’da matematiksel bir hata olduğu iddia ediliyor.

Müslümanın “South Park” ile imtihanı

 

Amerika’da hazırlanan, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede yayınlanan bir çizgi dizi South Park. Büyüklere çizgi film mantığında hazırlanan bu dizi de, popüler konular dizinin kahramanlarınca işleniyor. Esprili anlatımlar bazen sınırı geçerek alay boyutuna ulaşıyor.

Bu dizi son dönemlerde peygamberimiz ile ilgili bir konuda gündeme geldi. Peygamberimiz ile alay edilen bölümünde İslam hakkında küçük düşürücü ifadelerde bulunuluyor. Bu nedenle de birçok İslami grup tarafından dizi tepki ile karşılandı. Hatta yapımcıları ölüm ile tehdit edildikleri için, geri adım atarak ilgili bölümler sansürlendi.

Kuran'da 5 Bilinmeyen Konusu Var mı?

 

Lokman Suresinde geçen bir ayet ve bu konuda rivayet edilen bir hadise dayanarak 5 konunun kesinlikle bilinemeyeceği söylenmektedir. Fakat günümüzdeki teknolojik gelişmelerin ışığında bilinemeyeceği iddia edilen konulardan bazılarının bilindiği ortaya çıkmaktadır. Hatalı yorumlarla yola çıkıldığında bilim ve Kuran ayetleri arasında bir çelişki varmış gibi zannedilebilir.

"Darwin'in Kara Kutusu" Kitabının Tam Metni

National Review dergisi tarafından 20. yüzyılın en önemli 100 kitabından biri olarak gösterilen Micheal Behe’nin Kaleme aldığı Darwin’in kara kutusu isimli kitabın tam metnini buradan okuyabilirsiniz.

Yorumlar Hakkında

Yorum bölümümüze sürekli bir şekilde otomatik mailler gelmektedir. Bu şekilde yapılan mail saldırılarıyla yorum kısmı kullanılamaz hale gelmiştir. Yorum kısmı binlerce maille dolduğu için bu açılamamaktadır. Saldırı amaçlı gönderilmiş yorumlarla, sizin yorumlarınızı maalesef tasnif edemiyorum. Bu nedenle sizin yorumlarınıza bir süredir onay veremiyor ve cevap yazamıyorum. Bir süreliğine yorum kısmını kapatmak zorunda kaldığımı söylemek istiyorum. Sorunu kısa bir süre içinde çözüp, önceki gibi yorum kısmının işler hale gelmesini uğraşıyorum. Bu sorundan dolayı özür dilerim.
Admin

Richard Dawkins’in Yanıltması

RİCHARD DAWKİNS’İN YANILTMASI
350px-richard_dawkins_tanri_yanilgisi.jpg
Richard Dawkins’in son kitabına koyduğu isim “Tanrı Yanılgısı” ( The God Delusion) oldu. Çıkar çıkmaz en çok satan kitaplar listesinde yer aldı. Yurt dışında olduğu gibi bu kitap ülkemizde de bir çok baskı yaptı. Dinlere getirilmiş ciddi bir eleştiri olarak lanse edildi.
Daha önceki kitaplarında ağırlıklı olarak Evrim Teorisi’nin savunmasını seçen yazar, bu defa dinleri eleştirmeyi seçmiş.. Bunu yaparken somut deliller yerine, kelime oyunları ve aldatmalar ile okuyucu yanıltmaya çalışmış.
Yazar Kitapta Tanrı’nın olmadığı ve sosyal yaşam içinde insanların Tanrı inancına aslında ihtiyacı olmadığını anlatamaya çalışmakta.

VİDEO:Hayatın Gizemini Çözerken

unlockingthemysteryoflife.bmp

ABD’deki devlet okullarında Darwin’in evrim teorisine alternatif olarak okutulması tartışılan Akıllı Tasarım, son 15 yıldır giderek güçlenen ve büyüyen bir teori. Gücünü de, Darwinizm’in varsayımının aksine, yaşamın hiç de rastlantı olmadığı gösteren bilimsel kanıtlardan alıyor.Aslında bu konudaki tartışmanın başlangıcı 150 yıl öncesine uzanıyor. Darwin’in 1859′da yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabından bu yana, biyolojideki temel kuram, canlıların doğal seleksiyonun ürünü olduklarını öngören evrim kuramı oldu. 20. yüzyılda Darwinizm’e genetik ışığında getirilen yeni yorum, doğal seleksiyona bir de mutasyon mekanizmasını ekledi. Ancak bu iki mekanizmanın, yani doğal seleksiyon ve mutasyonun, canlılığın tek kaynağı olduğu yönündeki geleneksel anlayış, son yıllarda önemli eleştiriler alıyor. Pek çok bilim adamı, canlılığın sadece bu gibi amaçsız ve bilinçsiz faktörlerin ürünü olamayacağını, hayatın kökeninde “tasarlayıcı bir aklın” olduğunu savunuyorlar.

Kuran Platformu Yeniden Kullanımda

 

20 ayrı dilde karşılaştırmalı meallerin incelenebileceği, Arapça kelimelerin aramaların yapılabileceği bir arama motorunun bulunduğu www.kuranplatformu.org sitesi yeniden faaliyete geçti.

“Yanılmışım Tanrı Varmış!”

Ünlü İngiliz felsefeci Antony Flew’un 2004 yılında Tanrı inancı konusundaki düşüncelerini değiştirdiğiyle ilgili haberler basında yer almıştı.
Antony Flew’u çağdaşı olan bir çok ateist düşünürden ayıran temel özelliği, yenilikçi ateist teoriler geliştirmesi ve bunları yazdığı makalelerle entelektüel dünya ile paylaşmasıydı. Örneği “ Teoloji ve Yanlışlama” başlıklı makalesi yıllarca tartışıldı. 1950 yılında Flew tarafında yayınlanan bu makale, son yüzyılın en çok basılan felsefi metni oldu.
Zaman içinde Flew, bilimsel gelişmelerin ışığı altında görüşlerini değiştirdi. Daha önceden teorisini geliştirdiği ateist düşünceyi terk etti ve bir yaratıcının varlığını kabul ettiğini açıkladı.
Bu açıklaması doğal olarak düşün dünyasında çok etkili oldu. Böyle bir kişinin nasıl olup da düşüncelerini, değişitirdiği merak edildi, bağnaz ateist çevrelerce hakarete varan ifadelerle itham edildi.
Flew inançsızlıktan inanca yaptığı bu yolcuğu anlatan bir kitap kaleme aldı. İşte “ Yanılmışım Tanrı Varmış” başlığı bu kitaba ait.

DNA’nın Dili

francis-collins.bmp 

Atesitlerin 19. yüzyıldan kalma bir önyargıları vardı. “Bilim geliştikçe insanlar daha fazla inançsızlaşacak ve Tanrı düşüncesinden uzaklaşacaklardır.” Fakat gelişmeler onların beklediği gibi olmadı. Bilim ilerledikçe yapılan keşifler evrendeki ve canlılıktaki tasarım delilini ortaya koydu. Bir çok bilim adamı  bilgisizliklerinden değil, bilimin getirdiği sonuçlardan dolayı  tasarım delillerini gördüler ve inançlı olmaya tercih ettiler. Bugün “Akıllı Tasarım” düşüncesi özellikle başta ABD olmak üzere farklı ülkeden ve dinden bir çok bilim adamı tarafından kabul edilmektedir.  Bu düşünceye katılan bilim adamlarından birisi de “İnsan Genomu” projesinin yöneticisi Francis Collins’in oldu. Keşfindeki tasarım delillerini anlatan ve Eylül ayında yayınlanacak olan kitabına “Tanrının dili” ismini verdi. Daha önceleri ateist olan Collins, kendi çalışmalarından  etkilenerek, bir yaratıcının varlığına ikna olduğunu ifade ediyor. DNA’nın yapısı ve içinde barındırdığı bilgi gerçekten çok etkiliyor. Böyle bir tasarımı görmek, Rabbimizin canlılıktaki hakimiyetini görmek açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Daha önce bu konuda yazdığım bir yazıyı bu vesile ile sizlerle yeniden paylaşmak ve tüm canlıların hücrelerinde bulunan bu tasarım delilini tekrar hatırlatmak istiyorum.

 DNA’nın Dili

İslam'ın Dili Erkek mi?

Batılı ve Doğulu modernistlerin ve feministlerin İslam’a ilişkin tekrar edip durdukları eleştirinin başında İslam dininin dilinin “erkek egemen bir dil” olduğu ve İslami hüküm ve tarihsel/aktüel pratiklerin “erkek egemen doğa”ya sahip olduğu yönündeki iddiadır.

Bu iddianın zemininde üç konu vardır: Dinin dili; dinî hükümler; tarihi ve aktüel dinî pratikler.

Feminizmi var eden tarihsel ve kültürel şartlar göz önüne alındığında, feminizmi bu fikre yönelten önemli amilin, kendisini karşıtında kurguladığı tarihsel dinin, yani Batı Hıristiyanlığı’nın konuyla ilgili vazettiği hükümlerdir. Pavlus şöyle der: “Kadın tam tabiiyetle sessizce öğrensin. Fakat kadının öğretmesine ve erkeğe hâkim olmasına izin vermem, ancak sükûtta olsun. Çünkü önce Âdem, sonra Havva yaratıldı. Âdem aldanmadı, fakat kadın aldanarak suça düştü.” (l. Timoteosa, 4: 1-3.) Yine şöyle der: “Bilmenizi isterim ki, her erkeğin başı Mesih ve kadının başı erkek ve Mesih’in başı Allah’tır.” (l. Korintoslulara, 11: 2.)

Bu din dilinin ve dil üzerinden öngörülen hükümlerin her iki din (Hıristiyanlık ve İslamiyet) arasında nasıl paradigmatik farklılıklara işaret ettiğini ve tarihsel pratiklerin de bundan bağımsız ele alınamayacağını pazartesi günü ele almaya çalışacağım. Bugün vahy dilinin neden “erkek egemen” olamayacağı konusuna değinmek istiyorum.