Allah’ın katında bir günü dünyadaki kaç güne eşittir?

Bu iddiada Kuran’daki iki ayette geçen zamana dikkat çekilmiştir. Ayette geçen süreler farklı olduğu için çelişki olduğu iddia edilmeye çalışılmıştır. Ayetler şu şekildedir:
Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (22 Hac Suresi - 47)
Burada Allah katında bir günün insanların saymakta olduğu bin yıl gibi olduğu bildiriliyor. İkinci ayet şöyle:
Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir. (32 Secde Suresi, 5)
Burada bildirilen ise işlerin bizim saymakta olduğumuz bin yıl süreli bir günde Allah’a yükseleceğidir. Burada dikkat edilecek nokta olaya konu olan şeyin “iş”ler olduğudur. Yani yükseldiği söylenen “iş”lerdir.Üçüncü ayet ise şöyle:
Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. (70 Mearic Suresi, 4)
Burada ise “meleklerin ve ruhun” ona elli bin yıl süreli bir günde çıkabildiği bildirilmektedir. Şimdi önceki ayette dikkat ederseniz yükselen “iş”lerdir. Bunlar bin yıl olan bir günde çıkarlar. Son ayette bahse konu olan ise yükselme işini yapanlar ise “melekler ve ruhtur”. Yani iki farklı sürenin söz konusu olması iki farklı nesneden kaynaklanır. Birincisinde yükselen “iş”lerdir. İkincisinde ise “melekler” ve “ruh”tur. Burada şunu sorabilirsiniz, bizim için bir gün nasıl işler için bin yıl ve melekler için 50 bin yıl sürer? Burada da zamanın izafi olmasıyla ilgili bir gerçek saklıdır.
İzafiyet teorisi bize zamanın da izafi olduğunu söyler.
RESİM-40
Bir cismin hızı arttıkça onun için zaman yavaşlar. Bu teorik ve deneysel olarak da ispatlanmış bir gerçektir. Yukarıdaki Kuran mucizeleri bölümde “İzafiyet terosi” bahsinde bu deneyden bahsetmiştik.
İşte buradaki ayetlerde sizin için 50 bin yıl olan bir günde çıkar ifadesi ile zamanın izafiliği anlatmaktadır. İnsanlar için geçen süre 50 bin yıl iken, farklı durumda, örneğin son derece yüksek hızda hareket eden birisi için bu sadece bir gün olacaktır. Melekler 50 bin yıl olan bir günde çıkarlarken, işlerin ise bin yıl süreli bir günde çıktığı ayetlerde bildirilmektedir. Allah katında bir gün bizim saydığımız bin yıl gibidir. Fakat meleklerle ilgili ayette ise farklı bir şey anlatılıyor. Yüksek hızla hareket edildiği düşünülürse zamanın dünyaya göre daha hızlanacağı açıktır. Yani iki ayette farklı şeyler anlatılmaktadır.
Burada vurgulamak istediğimiz nokta zamanın izafi olduğunu göstermek ve hareket edene göre zamanın yeryüzündeki zamana göre farklı işleyeceğidir. Yoksa meleklerin belli bir yönde ve 3 boyutlu evrende hareket etmesi gibi bir iddia yoktur. Farklı bir boyutta ve yönde de hareket ediyor olabilirler. Bir de burada meleklerin sürekli Allah katına çıkıp çıkmadıkları sorulabilir. Buna da Kadir suresindeki ayetler cevap vermektedir.
Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler. (97 Kadir Suresi, 3-4)
Bu ayetten anlaşılacağı gibi melekler ve ruh tüm işler için Kadir Gecesi olarak adlandırılan bir gecede inmişlerdir. Sürekli bir gidiş geliş söz konusu değildir
Ölürken ruhu kim alır?
Bu iddiaya göre de bazı ayetlerde insanların canlarını alan olarak tek bir melekten söz edilirken, bazı ayetlerde ise bir çok melekten söz edildiği, dolayısıyla iki ayet arasında çelişki olduğudur. Ayetlere bakarsak ortada bir çelişkinin olmadığı daha rahat anlaşılacak. Secde suresindeki ayet şöyledir:
De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız.” (32 Secde Suresi, 11)
Burada vekil kılınan ölüm meleğinden söz ediliyor. Yani herkesin ölüm meleği bir tanedir. Herkese tek melek vekil kılınmakta ve o melek bizzat canı almaktadır. Bu yüzden buradaki ölüm meleği ifadesi tekil. Muhammed suresindeki ifade ise şöyledir:
Öyleyse melekler, yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak? (47 Muhammed Suresi, 27)
Burada canları alınan bir çok inkarcıdan söz edilmektedir. Onların canlarını alan da bir çok melek vardır. Her biri için vekil kılınmış ölüm meleği farklı olduğu için çoğul bir ifade burada kullanılmıştır.
Bu ayetlerde geçen tekil ve çoğul ifadeyi daha iyi anlamak için şöyle bir cümleyi örnek verebiliriz. “Müdür, tüm öğrencilerin kendi sınıfları için tayin edilmiş öğretmenin( Bu tekildir) yanında durmasını istedi. Öğrenciler de öğretmenlerinin (Bu da çoğuldur) yanına gittiler.”
Görüldüğü gibi ilk öğretmen ifadesi tekil çünkü öğrencilerin yanında durması gereken öğretmen her sınıf için belli ve tek öğretmen. Ama genel olarak çok öğretmen vardır. Türkçe örnek olarak verdiğim bu cümle yapısının Arapça’da olmadığı düşünülebilir. Fakat bu yapı Arapça’da da aynıdır. Benzer mantıkta Kuran’da kullanılmış bir cümleyi örnek verebiliriz:
Andolsun, biz her ümmete (tüm ümmetler- küllü ümmatin) ( كل امةٍ ): “Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının” (diye tebliğ etmesi için) bir elçi (resulen) ( رسلاً )gönderdik. (Nahl Suresi -36)
Burada “bir elçi” diye çevrilen kelime “resulen” kelimesidir. Yani “bir” ifadesi yoktur. Sadece tekil elçi (resulen) ( رسلاً ) ifadesi vardır. Burada ümmet kelimesi çoğuldur. (Küllü ümmatin). (ümmet tekil ümmat çoğuldur) ( كل امةٍ ) Her ümmete ayrı ayrı resuller gönderilmiştir. Görüldüğü gibi ümmetler çoğulken her ümmete mahsus bir elçi geldiği için o tekildir. Dolayısıyla yukarıdaki iki ayet arasında bir çelişki olmadığı açıktır. Allah’ın canları almasına gelince; tekrar 32 Secde Sure’sinin 11. ayetine geri dönecek olursak bu konu da netliğe kavuşacaktır. Allah ölüm meleklerini canları alması için vekil kıldığını bu ayette bildirilmektedir:
De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız.” (32 Secde Suresi, 11)
Yani Allah insanların ne zaman öleceğine karar verir. Onların canlarını alan temelde Allah’tır; fakat ölüm melekleri vasıtasıyla canlarını alır.

Şimdiye kadar 2 yorum var. »

  1. insanların ölümü dogarken mi yasılmış yoksa soradanmı ve hangimelek tarafında cebrail fasıtasıylamı

  2. abdurrezak kardeş bu sorunu cevaplamak için önce kaderi bilmen lazım.
    Kader : Allah’ın yarattığı mahlukatın sonunun ve kapasitesinin ne olduğunu önceden bilmesidir.
    Yani biz Allah’ın yazdığı kaderi zorla yaşamıyoruz. Biz yaşayacağımız için önceden bir film şeridi göbi gören allah bu kulum bunları yaşayacak giye yazdı. Yani kaderi melek değil Allah yazar. Takdir-i İlahi geldiği zaman da Allah’ın izniyle insanın canını Azrail alır. Azrail’in komutasında sayısız melek olduğu bildirilmiştir. Bu ruh hkabzetme işini bunlarla beraber yapabileceği de olasılıklardan biridir.

Yorum yapın