İnkarcılarla savaşın sınırları
Kur’an’daki savaş ile ilgili ayetler inkarcılar tarafından kasıtlı olarak çarpıtılıp kullanılmaya çalışılmaktadır. Ayetlerdeki ifadeler metnin ana akışından koparılarak farklı yorumlanır. Oysa bu ayetler Kur’an’ın genel mantığı ve konunun akışına göre değerlendirilse durum daha bir açıklık kazanacaktır. Tevbe suresinde ki ayet şöyledir:
Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam’ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9 Tevbe Suresi, 29)
Ayetteki ifadeye dikkat edilirse burada savaşmanın emredildiği insanlar tüm kitap ehli değildir. Bunlar kitap verilenlerden bir gruptur. Bunlarla savaşmak istenmesinin nedeni yine onların Müslümanlarla savaşmalarından dolayıdır. Eğer Tevbe suresi başından itibaren okunursa konu daha iyi anlaşılacaktır.
Savaş ile ilgili ayetleri Kuran’ın bütünlüğü içinde değerlendirmek lazımdır. Tüm bu iddiaların aksine Kuran’a göre savaş savunma amaçlı yapılmalıdır. Başka insanların topraklarını fethetmek için yapılan savaş Kuran’a göre dini bir savaş olamaz. Tarih boyunca fetih amaçlı İslam devletleri bazı savaşlar yapmış olabilir. Fakat bunların hepsi dini savaşlar değil, siyasi savaşlardır. Allah bu tarz bir savaşı yasaklamaktadır. Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır:
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah, aşırı gidenleri sevmez.Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir. Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir. (Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur. (2 Bakara Suresi , 190-193)
Bu ayetlerden anlaşıldığı gibi savaş ancak savaşanlara karşı yapılır. Üstelik bu savaşta aşırılığa gidilmemesi için Allah, inananları uyarmaktadır. Savaş esnasında karşı taraf savaşa son verip aman dilerse, Müslümanlar buna uyar ve savaşa son verirler. Kuran’da savaşın ancak savunma amaçlı olduğunu yukarıdaki ayetlerde görmüştük. Bunun dışında saldırı olduğunda ise Allah Müslümanların bu saldırganlığa karşı cevap vermelerini ve tüm güçleriyle bu saldırganlarla savaşmalarını ister. Tevbe suresindeki ayetler şöyledir:
Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır. Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azarlandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü’minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun. Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (9 Tevbe Suresi, 13-15)
Savaşta kararlı ve güçlü olmanın hem savaşın daha çabuk bitmesini sağlayacağı, hem de muhtemel savaşlar için caydırıcı bir örnek oluşturacağı açıktır. Saldırganlara karşılık vermek ve onları bu hareketlerine pişman etmek sonuçta barışı korumak için en doğru yol olacaktır.
Bunun dışında bir de Allah, Müslümanlardan zayıf bırakılmış, eziyet gören, muhtaç insanlar için yine onları koruma amaçlı savaşa izin vermektedir:
Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (4 Nisa Suresi, 75)
Bu tür bir savaş da şiddetten değil aksine merhametten doğmaktadır. Zalimliğe karşı İslam, mazlumu kuşatıcı ve koruyucu olunmasını inananlara öğütler. Barış durumunda ise Allah, iman edenlerden iyiliği ve adaleti ister. Burada amaç savaşa karşı barışın korunup muhafaza edilmesidir:
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (60 Mümtehine Suresi, ![]()
Karşınızdaki grup hangi dinden olursa olsun eğer barış içinde yaşamak istiyorsa, bunlara karşı inananların yaklaşımı Kur’an’a göre sadece dostane bir yaklaşım olabilir. Dolayısıyla bu ayetler bir bütünlük içinde okunup değerlendirildiğinde ortada bir çelişki yoktur.



Comment Adnan Semiz 10 Aralık 2007:
“Başka insanların topraklarını fethetmek için yapılan savaş Kuran’a göre dini bir savaş olamaz”. Doğrudur. islamiyetin ilk yıllarında yapılan savaşlar iki dine mensup insanlar arasındaki dini savaş değildiler zaten. Olsa olsa, islamiyete mensup insanların islamiyeti yaymak için yaptıkları çabaların kabul edilememesi sonucunda yine islamiyetin kuralları gereği “cizyeyi kendi elleri ile verinceye” kadar Arapların yaptıkları savaşlardır.
Hepimiz biliyoruz ki, İslamiyette bir “cihat” fikri var ve bu ne pahasına olursa olsun yayılmayı gerektiriyor. Dini savaş değilse, İslamiyet nasıl yayılmıştır o zaman ? O zamanlar hangi siyasi gerçeklerden dolayı Araplar mesela orta asyaya yayıldılar ? Konuya sahiplenmek adına tarihi gerçeklere karşı olmayalım.
selamlar
XXX
Peygamber döneminde yapılan savaşlara bakılırsa bunların fetih savaşı değil savunma savaşı olduğu görülecektir. Bunun dışında Müslümanların yaptığı fetih savaşları olabilir. Bunların yapılmış olması doğru olduğu anlamına gelmez. Ben ayetlerle yola çıkarak savaşın sınırlarını açıklamaya çalıştım. Eğer bu sınırlar dışında yapılmış bir savaş varsa, burada ölçü Kuran olmalıdır. Dünyevi kaygılarla yapılan bu savaşların din adına kutsanmasını yanlış buluyorum.
Admin
XXX
Comment ismail 25 Aralık 2007:
Tanrının Doğum günü kitabı hakkında bilgi rica ediyorum okudunzmu fikriniz nedir?
Comment Abdullah Selim 26 Aralık 2007:
XXX
“din adına kutsanmasını” diye bir tabir kullanmış.
Müslümaların literatüründe kutsanma diye bir kelime genellikler yoktur. Bu kelimeyi daha çok hristiyanların kullandığını biliyoruz. Ben bir müslümandan (bilhassa türk) bugüne kadar kendi inancıyla alakalı olarak “kutsanma” tabirini kullandığını ne duydum, ne gördüm. Bu siteyi yapan bu yazıyı yazan kişilerin hristiyan olduğunu sanıyorum. Yazılardan da belli zaten. Amaç kendi dinlerini tahrif ettikleri gibi, şimdi müslümanların dinlerini de bozmaya, tahrif etmeye, onları yanlış bir inanca sürüklemeye çalışmak olmalı. Eğer vaktim olsa hepinizin ipliğini pazara çıkartırım ama vakit bulamıyorum. Meydanı boş buldunuz savurun bakalım. Eğer başımızda halifemiz olsaydı siz bu naneleri zor yerdiniz. xxxx
XXXX
Eğer bir kelimeden yola çıkarak insanların kalbini okuduğunuzu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Yanlış bir kanaate ulaşmışsınız. Ben Kuran’a iman eden bir müslümanım. Hakaret etmeden yazmayı becerebilirsen, yazılara istediğin yorumları yapabilirsin.
Admin
XXXX
Comment Yesim 31 Ocak 2008:
İsmail Bey,
Sanırım Burak Özdemir’in kitabi olan “Tanrı’nın Dogumgunu”nden bahsediyorsunuz. New Age (ruhçu) öğretisini ve Kuran ayetlerini harmanlamış bir kitap. Kuran’ı iyi bilen bir müslüman yazarın ayetlerin anlamını kaydırdığını hemen anlar ama Kuran’ın mesajına vakıf olmayanlar için durum tehlikeli olabilir.
Konuyu biraz daha açarsak;
Bu kitapta güya Dona Tanrı ve yazar ile chatleşiyorlar. O yüzden diyalog şeklinde. Dona’nın “Tanrı” olması okuyucuda psikolojik bir baskı yaratıyor ve bilinç altında tüm söylediklerini doğru ve tartışılamaz kılıyor.
Kitabın öğretisinin sapkınlığına birkaç örnek verecek olursak;
•Kötülerin (İblis’in bile) iyilere hizmet eden gizli kahramanlar haline getirilişi
•Düalite/Polarite prensibini kullanarak her şeyin çift yaratıldığından yola çıkarak “şeytan”ın kötülüğünü dünyevi bir yanılsama olarak gösterme
•İblis- şeytan kavramları konusunda okuyucunun kafasını bulanıklaştırma
•Allah’ın her yerde” olduğundan yola çıkarak ve bunu çarpıtarak özünde Tanrı ve insanın bir bütün olduğunu iddia etme (panteizm-pananteizmi empoze etme)
•Allah’ın tekamüle ihtiyacı varmış iftirasını atma
Sayfa 69-70
Dona: Şeytana gelince… Elbette şımartmadım onu. O şımarmayacak kadar olgun bir ruhtu.
Ben: Tanrı şeytandan övgü ile bahsediyor! Hayretten ölmek üzereyim. Şeytan olgun bir ruh muydu? Şeytan senin ve dolayısıyla insanların düşmanı değil miydi? Şeytanın günahını mı alıyoruz milyonlarca yıldır?
Dona: İblis bir sembol olmayı sevgiyle kabul etti. Hepsi bu.
Ben: Kötü adam rolünü mü teklif ettin ona?
Dona: Alemde hep beraberdik. Tüm ruhlar, sen ve ben. Ben ruhumdan bir parçanın tekamül etmesine karar verdim. Bu serüvende kimlerin yer almak istediğini sordum.
Ben: Şeytanın rolü neydi tam olarak?
Dona: Tekamül serüveninde iyinin karşıtının yani kötünün de olması gerekiyordu. Şeytanın ve ekip arkadaşlarının görevi ise insanlık tarihi boyunca kötüyü temsil etmekti. Kuran’da hem İblis, hem de şeytan kelimeleri ayrı ayrı geçer. Adem ile ilgili olaydan önce ondan İblis diye bahsedilir. Şeytan İblis’in insanın yaratılışından sonra taşımaya başlladığı addır. İblis kendi adı; şeytan ise üstlendiği rölün adıdır. Şeytan şeytanın avukatlığını yapmak üzere dünyaya gelmiştir. Senin doğruyu yanlıştan ayırt etmeni kolaylaştırmak için.
***
•Ahireti inkar ettirip, ayet cımbızlama yöntemiyle reenkarnasyon inancını benimsetme böylelikle asıl hedef olan “hayat bir okuldur” ve tekamül en önemli şeydir felsefesini benimsetme
Sayfa 77,78,79’da ahireti inkarı etmenin temeli oluşturulduktan sonra sayfa 80’de reenkarnasyon inancı benimsetiliyor.
Kitapta Bakara Suresi 56. ayet reenkarnasyona delil olarak gösteriliyor:
“Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.”
Buradaki “şükredebilesiniz” kelimesinden yola çıkarak ayette ölümden sonra yeniden bedenlenince şükrettiklerinden bahsedildiği iddia ediliyor.
Oysa ayet bağlamından çıkarılmazsa “apaçık” çünkü 55. ayet şöyle:
“Siz şunu da söylemiştiniz: “Ey Mûsa! Biz, Allah’ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız.” Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.”
Bu ayetlerin reenkarnasyonla uzaktan yakından alakası yok!
***
•Tekamülünü / evrimini tamamlamaya yaklaştığını söyleyen, yeniden doğup- doğmama seçeneğinin kendi elinde olduğunu iddia eden yarı-tanrı bireylerden oluşan kibirli, üstün, elit bir ırk yaratma
Sayfa 429 - 18. Bölüm
Ben: Şimdiii, Hz. İsa model insan ya. Tekamül etmiş ve tanrısallaşmış insan modeli. Amacın bu modeli çoğaltmak. 9. tekamül kuşağına ev sahipliği yapan dünyada, ona verdiğin özelliklerin de çoğalması lazım.
TABİ BUNLAR YANLIŞ BİLGİLERLE DOLU KİTAPTAN SADECE BİRKAÇ ÖRNEK. KİTAP ELBETTE TÜM SPIRITUALIST KAYNAKLAR GIBI BAZI DOGRU BILGILERI DE ICERMEKTE. BU ZATEN RUHCU OGRETININ SENELERDEN BERI UYGULADIGI BIR TAKTIK. DIN ALANINDA TEK DOGRU KAYNAK “SADECE KURAN”DIR…
http://www.youtube.com/watch?v=ki4m7B5Ig5w
http://www.youtube.com/watch?v=EXA38GeVM6k
XXX
Kitabı sadece yüzeysel olarak tarama imkanım olmuştu. Tamamen okunmaya değer bulmamıştım. Baştan sona okuyamama rağmen yazınızdaki kaygılara ben de katılıyorum. Bu faydalı yorumunuz için teşekkür ederim.
Admin
XXXX
Comment Ahmet Akpinar 27 Şubat 2008:
“Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın”
“O yüzden onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan dost edinmeyin; aldırmazlarsa bulunduğunuz yerde kendilerini yakalayıp öldürün ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin!”
“O haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun”
“Ve eğer antlaşma yaptıktan sonra yeminlerini bozar ve dininize saldırıya kalkarlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün”
“Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar eşit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, oturanlardan mertebece üstün kılmıştır.”
“Onlarla savaşın ki, Allah onları sizin elinizle cezalandırsın, rezil etsin onları”
“Gerek hafif, gerekse ağırlıklı, hepiniz istisnasız savaşa çıkın, mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad ediniz!”
“Ey Peygamber! Kâfirler ve münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran”
Bütün bu ayetlerin bir dostluk ve sevgi dinini anlattığını, sadece savunma amaçlı bir savaşı öğütlediğini düşünmek güç.
XXX
Bu ayetlerin geliş gidişlerini iyi okursan durumun farklı olduğunu görürsün. Ayetin bir kısmını okur, diğer kısmını okumazsan ayetleri yanlış anlayabilirsin. Bilinen bektaşi fıkrası vardır. Bu verdiğiniz örneklerde onun gibi.
Bektaşı namaz kılmıyormuş. Neden kılmıyorsun demişler. Kuran’da yazıyor onun için demiş. Hangi ayet demişler. O da “namaza yaklaşmayın” diye ayeti okumuş. Ama ayetin başında içkiliyken ibaresini okumamış.
Eğer bu fıkradaki bektaşi mantığında ( samimi Bektaşilerin tümünü tenzih ederim.) ayetlere yaklaşılırsa, çok farklı sonuçlara ulaşılabilir. Ama burada önemli olan Kuran’ın ruhudur.
Admin
XXX
Comment Hüseyin Furkan 28 Şubat 2008:
Nedense bu ayetlerden saldırganlığa delil getirmeyi tarih boyunca hep Kuranda çelişki arayanlar akıl etmiş, müslümanlar sa hiç böyle şeyler düşünmemiştir.
Geçmişte yada modern çağda dinli dinsiz tüm medeniyetlerin savaşlarda ne kadar yıkıcı ve acımasız olduğunu pek çok kez gördük.Tarih boyunca düşmanlarına; görece en adil ve insani davranmayı başarmış bir medeniyetin gelinen süreçte neyle suçlandığına bir bakın.
Üstelik bu suçlamayı kan içici modern emperyalist kapitalitlerle ağız birliği etmişçesine tekrarlamaya çalışan Ahmet Akpınarın sorunu bilgisizlik değil.
Sadece koşullanma.
Şartlı refleks.Önce duyguları ve sonrada buna bağlı olarak düşünceleri koşullamadan geçirilmiş ve şimdi önyargıları yüzünden gözünün önündeki tarihi gerçeği çarpıttığının farkında değil.
Comment Ahmet Akpinar 1 Mart 2008:
Önümüzdeki tarihi gerçek şudur. Tüm dinler birbirini kılıçtan geçirmiştir, müslüman hristiyana, hristiyan yahudiye, yahudi firavuna, hepsi birlikte müşriklere, biri öbürü diğerine istisnasız. Çünkü gerekçe hazırdır, ayetleri bir daha okuyun, üstünü altını tekrar okuyun, yorumlayın ama savaştan, ölümden, kandan fazla şey bulamazsınız. Peygamberine bile kendi “haklı gerekçeleriyle”, “müşriklerle savaşmayı” öğütleyen bir tanrıya hesap vereceksiniz.
Savaşın tek gerekçesi “din” midir? Elbette ki hayır, ama bir gerekçe daha az olması fazla olmasından yeğdir…
XXX
Savaşları sadece dine bağlamanın objektif bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum. Savaşlarda din motivasyon aracı olmuştur. Fakat bu motivasyonun çıkış noktası dini kaygılar değil, dinin üzerinden fayda sağlama gayretidir.
Haçlı seferlerini ele alalım. Bu seferlerde zarar gören sadece müslümanlar değil aynı zamanda Hrıstiyanlar da olmuştur. Dini telkinle kendilerini kandıran haçlılar, Hıristiyan Latin krallığını nasıl yağmaladığını tarih kitapları yazar.
Ben din adına yanlış yapılmadığını iddia etmiyorum. Müslümanlık adına da haksız işgaller ve savaşlar yapılmıştır. Ama bu ayetlerin ışığından yanlış savaşlardır. Kuran bunu yasaklar. Fetih siyaseti Kuran’da vaaz edilen bir yöntem değildir.
Bence savaş insanın zalimlik yönüdür. Stalin’in yaptığı katliamları, Mao’nun yaptığı katliamları, Hitlerin ve Pol Pot’un yaptığı katliamları dinsiz oldukları ve ateist oldukları için nasıl sınıflandıracağız? Bu örneklerden yola çıkarak ateistler dünyayı yakıyor yıkıyor, insanları acımasızca öldürüyor diyebiliriz.
Bence retorikle hareket etmeyip objektif olarak hayata bakarsanız daha rasyonel sonuçlara ulaşabilirsinz.
Admin
XXXX
Comment Hüseyin Furkan 3 Mart 2008:
Sayın Akpınar
Koşullandığınız için gerçeği göremeyeceğinize ilişkin yaptığım tespite delil sağlamaya devam ediyorsunuz.
Daha önce savaşa izin veren ayetleri örneklemiştiniz ancak o ayetlerin tamamının devamında ise eğer onlar barış yaparsa siz de yapın diye Allahın açık önerisini içeren ayetleri ise nedense yazmamıştınız.Bu bilgisizliğinizden mi yoksa örtbas etme veya çarpıtma eyiliminizden mi?
Tüm insanlar kardeştir.Kardeşlerin birbirini öldürmesi ise insanlığın eski geleneği.
Ancak hiç bir din bunu öğütlemez.Birileri şeytana kulluk edebilmek için kendine dinden malzeme çıkarabilir.
İnsanın karanlık yüzüne ilişkin tespitlerde bulunuyorsunuz ve sonra bu tespitleri en olmadık biçimde dinle bağdaştırmaya kalkıyorsunuz.Sonuçta bu bağdaştırma mantığını ilk kullanan bu dinleri kardeşlerin birbirini öldürmesi için çarpıtan haçlı yada fetihçi siyasi otoritelerdi.Siz de Aynı mantığı tersten besliyorsunuz.Bu dinin mantığı değil ki.
İsa yada Muhammed savaşmayı mı önerdi?
spartaküs gibi seküler bir tip özgürlük mücadelesi verince kahraman oluyorsa Musa neden bu taltife layık olmuyor.Çifte standartlı ve yanlı olmak sizi mahkum ediyor.Yanılsamaktan başka şansınız yok.
Önyargı körlük yapar.İnançlarınızla konuşuyorsunuz.Laik dindarlık değil de nedir yaptığınız.Kuranın temel mesajı adalet incilin ki ise barış tır.Sizin temel mesajınız ise tarihi çarpıtmaktan öteye gidemiyor.Zaten tüm dinlerin dindarları kendi tarihleriyle hesaplaşıyor.İktidarların nasıl da ilahi mesajları ifsat edici mekanizmalar ürettiğini gösterip bu bozulmaları düzeltmeye çalışıyor.Bunu bal gibi biliyorsunuz.Söylemeniz gereken daha anarşist bir tavır sergileyerek; hegemonya düzeninin kendisinin, insan ilişkilerini bozan taraflarını deşifre etmek olmalıydı.Oysa siz iktidar denen o lanetli düzenlerin cinayetlerinin faturasını dinlere kesmeye kalkıyorsunuz.Bu çarpıtmanız tüm çarpıtmalar gibi hem yalan hem de adaletsiz.
Comment Onur Hasan 7 Mart 2008:
Ahmet Akpinar Bey sunu biliniz ki, inansak da inanamasak da, siz de; biz de herkes gibi birgun Allah’in huzurunda hesaba cekilecegiz. Bir kelimesi; bir harfi bile degisiklige ugramamis olan bir kitabi kisitli dunyevi dusuncelerimizle, mantigimizla tamamen 100% sizi tatmin gelecek sekilde yorumlamak, anlamak istiyorusunuz. Ama biraz daha bu konuda arastirmanin ve kafa yormanin gerektigini dusunuyorum. Bahsettiginiz ayetler gelmeden once Hz Muhammed (SAV)’in yasadiklarini biliyormusunuz? “Rabbim Allah” dedigi icin kendisinin nelere maruz birakildigini biliyormusunuz? Rica ediyorum O’nun hayatini bastan sona okurmusunuz? Salih Suruc Bey’in kitabini okumanizi siddetle tavsiye ederim. Selametle.
Comment Adnan Semiz 27 Haziran 2008:
” Tevbe 29.
Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. ”
Bu ayetin son derece açık olduğunu düşünüyorum, önünde arkasında buradaki anlamı bozacak herhangi başka bir ayete rastlamadım. Bu ayet, islam dinini hak din olarak kabul etmeyen diğer iki dinin mensuplarına karşı bir savaş çağrısıdır. İslam dinini ya kabul edecekler ya da vergi verecekler.
Savaşları sadece dine bağlamıyorum, fakat kabul etmemiz gereken tarihi gerçekler var; genel anlamda dinler savaşlar için iyi bir gerekçe oluşturmuşlardır ve hala din savaşları devam ediyor. Özel anlamda ise, diğer hiçbir dinde olmadığı kadar islamiyette savaş vardır (Kuran-ı Kerim’den Ahmet Akpınar’ın örnekler verdiği ayetlerden bunları görüyoruz), islamiyet savaşlar ve fetihler sayesinde bu kadar gelişmiştir.
XXX
Bu konuda yazdığım bir yazı vardı. Ondan bir kısmını size cevap olarak buraya alıntılıyorum:
“Kur’an’daki savaş ile ilgili ayetler inkarcılar tarafından kasıtlı olarak çarpıtılıp kullanılmaya çalışılmaktadır. Ayetlerdeki ifadeler metnin ana akışından koparılarak farklı yorumlanır. Oysa bu ayetler Kur’an’ın genel mantığı ve konunun akışına göre değerlendirilse durum daha bir açıklık kazanacaktır. Tevbe suresinde ki ayet şöyledir:
Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam’ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9 Tevbe Suresi, 29)
Ayetteki ifadeye dikkat edilirse burada savaşmanın emredildiği insanlar tüm kitap ehli değildir. Bunlar kitap verilenlerden bir gruptur. Bunlarla savaşmak istenmesinin nedeni yine onların Müslümanlarla savaşmalarından dolayıdır. Eğer Tevbe suresi başından itibaren okunursa konu daha iyi anlaşılacaktır.
Savaş ile ilgili ayetleri Kuran’ın bütünlüğü içinde değerlendirmek lazımdır. Tüm bu iddiaların aksine Kuran’a göre savaş savunma amaçlı yapılmalıdır. Başka insanların topraklarını fethetmek için yapılan savaş Kuran’a göre dini bir savaş olamaz. Tarih boyunca fetih amaçlı İslam devletleri bazı savaşlar yapmış olabilir. Fakat bunların hepsi dini savaşlar değil, siyasi savaşlardır. Allah bu tarz bir savaşı yasaklamaktadır. Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır:
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah, aşırı gidenleri sevmez.Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir. Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir. (Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur. (2 Bakara Suresi , 190-193)
Bu ayetlerden anlaşıldığı gibi savaş ancak savaşanlara karşı yapılır. ”
Yazının devamını bu linkten okuyabilirsiniz.
Tarih konusuna gelince, geçmişte yaşanan ve müslüman kişilerin yaptığı her savaşın kutsandığına dair bir iddiamız zaten yok. Eğer Kuran prensibi dışında sadece işgal amacıyla bir savaş yapılmışsa bu yanlıştır. Kuran böyle bir savaşı vaaz etmez.
Admin
XXXXX
Comment ali rıza borazan 8 Eylül 2008:
İslamın Temel hedefi İnsanların Özgür bir ortamda Allah’ın Denemesi için Kendi dinlerini serbestçe yaşayacak ortamı oluşturmaktır. İslam Otorite olduğunda Ayrı ayrı dinlerdeki insanların dinlerini kendilerine vererek İstedikleri gibi yaşamalarını temin etmek için vardır. Eğer mazlum olan ,zayıf olan birinin dinine güçlü ve zalim olan birisi Müdahale ederse İslam otoritesi zalim olanı mazlum olanın üzerinden zalim olanı çeker alır mazlum olanı kedi dini ile başbaşa bırakır Kimse sana saldırmadığı sürece kimse seni yudundan çıkarmak için harekete geçmediği sürece onlara karşı dostca davranmadan dolayı Allah sorumlu tutmaz. Ama Sen Allah yoluna yürümeni engellemek için sana saldırırlarsa Sende onlara karşı sert ve caydırıcı bir karşılık vermen hakkındır. Allah Hiç bir Zaman insanları müslüman etmek için savaş yapmayı emretmemiştir.zaman olsaydıda söylediklerimle ilgili ayetleri aktarabilseydim selam ve sevgilr sunarım.