Ocak, 2007 için arşiv
FİRAVUN VE HAMAN
Musa ve onun Firavunla mücadelesi Kuran’da en çok yer alan kıssadır. Bu kıssada Eski Mısır ve Firavun’un yaşantısı hakkında bir çok detaya yer verilir. Firavuna karşı toplumun tavrından ve toplum içindeki konumundan, Firavun’un yardımcısı Haman gibi değişik konular hakkında fikirler elde edilebilmektedir. Kuran’da geçen Haman ismi bazı Hıristiyanlar tarafında eleştiri sebebi olmuştur. Çünkü Haman ismi Tevrat’ta Ester’in hikayesinde geçer ve burada Haman, İsrail oğullarına kötülük yapan Pers kralının yardımcısı olarak belirtilmektedir. Bu nedenle Bazı Hıristiyan araştırmacılar Haman isminin Kuran’da yanlış geçtiğini iddia etmişler ve bunu Kuran’ın Tevrat’tan kopyalandığı iddiasına delil olarak göstermeye çalışmışlardır.
PARMAK UÇLARI
Yeryüzünde yaşanan milyarlarca insanın bir birinden farklı özellikleri vardır. Bu özellikler içinde en belirgin olan ise parmak izleridir. Herkes farklı parmak izine sahiptir. Parmak izleri anne karnındayken şekillenir ve ölene kadar da kalıcı bir yara alınmazsa aynı kalır.
BEBEĞİN CİNSİYETİ
Anadolu geleneğinde erkek çocuğa verilen önem açıktır. Hatta geçmişte, kadınların kocalarına erkek çocuk doğuramadıkları için suçlanıp boşanmaya mecbur bırakılmalarına bile rastlanmıştır. Sadece Türk toplumunda değil, dünya üzerinde bir çok toplumda benzer haksız uygulamalara tarih içinde rastlanmıştır. Tarih, 8. Henry’nin kendisine kız çocuk verdiği için eşi Catherine’i boşamasına benzer olaylarla doludur. Günümüzde tümüyle terk edilmeye başlanan bu davranış ve suçlamada iki büyük hata vardır.
İNSAN YARATILIŞINDAKİ MUCİZELER
A- Karışımlı sudan yaratma
Kuran’da meni için karışımlı su ifadesi kullanılmaktadır. İnsan suresinin ikinci ayeti şöyledir:
Gerçekten de insanı karışımlı bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bu yüzden onu işiten ve gören yaptık. (76 İnsan Suresi, 2 )
Mikroskop icat edilene kadar insan vücudundaki bir çok sistem, organ veya dokunun nasıl çalıştığı bilinemiyordu. Mikroskobun bilim dünyasında kullanılmaya başlaması ve daha sonra elektro mikroskobun keşfi insan bedeninin gizemini gözler önüne serdi. Yapılan analizler sayesinde meninin, birçok ayrı merkezde üretilen ayrı maddelerin karışımı olduğu anlaşıldı.
DENİZLER ARASINDAKİ ENGEL
Birbiriyle komşu iki denizin sularının birbiriyle karışmaması Kuran’da şöyle bildirilmektedir.
İki denizi salmıştır, birbirleriyle birleşiyorlar. Aralarında bir engel vardır, birbirlerinin sınırını aşmıyorlar. (55 Rahman Suresi, 19-20)
İki denizin birbiriyle karışmamasına en çarpıcı örnek Cebelitarık’ta gözlemlenebilmektedir. Akdeniz’in suyu ile Atlas Okyanus’un suyu birbiriyle bu boğazda karşılaşmasına rağmen, iki taraf birbirine karışmamaktadır. Aynı şekilde bir çok yerde benzer durum gözlemlenmektedir.
FAY HATLARI
Kuran’da yeryüzü hakkında verilen bir başka bilgi ise fay hatları hakkındadır. Bilindiği gibi yeryüzü farklı tabakalardan oluşur ve bu tabakalar arasında ya da üzerinde çatlaklar vardır. Bunlar depremleri oluşturan fay hatlarıdır.
DAĞLARIN YAPISI VE GÖREVİ
Nebe suresinde Allah, dağların gözlem ile tespit edilemeyecek bir özelliğini bizlere asırlar önce bildirmiştir.
Yeryüzünü bir döşek yapmadık mı? Dağları da birer kazık? (78 Nebe Suresi, 6-7)
Dağların yüksekliklerinin dışında yerin altına doğru adeta bir kazık gibi uzantıları vardır. Hatta bu uzantılar dağın normal boyunun 15 katı kadar olabilmektedir. Örneğin yaklaşık 9 kilometre yüksekliğindeki Everest’in 125 km kadar bir kökü mevcuttur.
RESİM- 23
Dağların bu şekilde köklerinin olması, yeryüzündeki hayat için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bilindiği gibi yeryüzü tabakalardan oluşmuştur. Bu tabakaların altında ise akışkan durumdaki mağma tabakası bulunmaktadır. İşte dağlar yeryüzü tabakaları arasında perçin görevi görerek tabakaların hareket etmesine engel olur. Yeryüzünü sabit tutarak sürekli depremlerin olmasına engel olur. Eğer Dağların bu şekilde kökleri olmasaydı, yeryüzü tabakaları sürekli hareket halinde olurdu. Depremler çok şiddetli ve sürekli hale gelirlerdi. Dağlar bu yapılarıyla yerkabuğunu dengede tutar. Yerkabuğunun ağırlaştığı noktalarda, akışkan manto içine batmasını engellerken, hafif olduğu bölgelerde ise akışkanın kaldırma kuvvetiyle kaldırmasına engel olur. İşte dağlar bu iki kuvvet arasıdaki dengeyi sağlayarak yeryüzündeki hayatı da korumuş olurlar. Dağın bu koruyucu özelliği Lokman suresindeki bir ayette şöyle bildirilmektedir:
… Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı… (31 Lokman Suresi, 10)
ABD bilimler Akademisi başkanı Frank Pres de “The Earth” (Yeryüzü) isimli kitabında dağların bu özelliklerinde söz eder. O, dağları, kökünün çoğu toprağın derinliklerinde olan çiviye (wedge like shape) benzetir ve onların yeryüzünü sabit tutmadaki katkılarına dikkat çeker. Bu bilgiler yüzyıllar önce Kuran’da bildirilmiş bilgilerle aynıdır.
DENİZİN ALTINDAKİ KARANLIKLAR
Allah, Nur suresinde inkar edenlerden söz ederken bir örnek verir. Bu örnek incelendiğinde, denizlerle ilgili çok ilginç detayların saklı olduğu anlaşılmaktadır.
GÖKYÜZÜNÜN KORUYUCU ÖZELLİĞİ
Dünya yaşam için özel olarak tasarlanmış bir gezegendir. Sahip olduğu yüzlerce özelliklerden bir tanesi olmasa yeryüzünde yaşam imkansız hale gelirdi. Bu özelliklerden bir tanesi de atmosferin koruyucu özelliğidir. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta, Kuran’da gökyüzü ifadesinin, daha önce de açıkladığımız gibi, hem uzay için hem de atmosfer için kullanılmış olmasıdır.
YERYÜZÜNÜN VE GÖKYÜZÜNÜN TABAKALARI
Kuran mucizeleri içinde en çok bilinenlerden birisi de yeryüzünün ve gökyüzünün katmanları hakkındaki bilgidir. Yüce Rabbimiz Kuran’da şöyle buyurmaktadır:
Allah yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yaratandır. Emir bunların arasında sürekli iner ki Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve Allah’ın bilgisiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz. (65 Talak Suresi, 12)
GÖĞÜSÜN DARALMASI
2005 yılının ağustos ayında Kıbrıs Rum kesimine ait bir uçak, kabin basıncının düşmesinden dolayı pilot ve yolcuların nefes alamaması ve bilincini yitirmeleri sonucunda düşmüştü. Gerçekten de atmosferde yukarıya doğru çıktıkça insan için nefes alma özelliği de o derece düşmektedir. 3000 metreye kadar insan ek bir önleme ihtiyaç olmadan nefes almayı rahatlıkla sürdürmektedir. 300 ile 5000 metre arasında nefes alma zorlaşır, tansiyon yükselir. Nefes alma güçleştiğinden göğüste daralma hissi meydana gelir. Özellikle solunum güçlüğü çeken hastalar için ölümcül riskler bu mesafede meydana gelebilir. 7500 metreden sonra ise insanlar bilincini tümüyle yitirmekte ve nefes almak imkansız hale gelmektedir.



