Ocak, 2007 için arşiv
Kaç tane melek Meryem’le konuşuyordu?
Meryem’in meleklerle konuştuğundan bahsedilen ayetlerde bir yerde tek melek olduğu diğer yerde çoğul bir ifade olduğu dolayısıyla bu iki ayet grubu arasında bir çelişki oluştuğu iddia edilmektedir. Bu iddianın doğrusunu öğrenmek için ilk önce ayetlere bakalım:
Peygamberlik İbrahim’in soyundan mı değil mi?
Kuran’daki ayetlerde birbirleriyle akrabalık bağları olan peygamberler arasında bilgiler vardır. Örneğin bir ayet şöyledir.
O’na (İbrahim’e) İshak ve Yakub’u bağışladık. Soyuna peygamberlik ve kitap verdik. Ödülünü bu dünyada verdik ve ahirette de erdemlilerle birlikte olacaktır. (29 Ankebut Suresi, 27)
Firavun boğuldu mu? Kurtuldu mu?
Kuran’a karşı getirilen iddialardan birisi de Firavun’un boğulması hakkındadır. Bu iddiaya göre bazı ayetlerde Firavun’un boğulduğu söylense de bazılarında kurtulduğu söylenmektedir. Bu konudaki iddia da tıpkı diğerleri gibi gerçeği yansıtmaz. Bu konuyla ilgili ayetler şöyledir:
“Göklerin ve yerin Rabbi’nden başkasının bu delilleri indirmediğini iyi biliyorsun. Firavun, seni mahvolmuş biri olarak görüyorum!” Onları yeryüzünden kaldırmak isteyince de onu ve beraberindekileri topluca suda boğduk. (17 İsra Suresi, 102-103)
Lut’un karısı mı? yaşlı kadın mı?
Lut kavminin helakiyle ilgili ayetlerde geride kalan yaşlı bir kadından söz edilir, başka bir ayette ise geride kalanın Lut’un karısı olduğu söylenir. Bu iki ifadede bir çelişki olduğu bazı çevrelerce iddia edilse de ortada bir çelişki yoktur. Ayetlerdeki ifadeler şöyledir:
Allah şirki bağışlar mı?
Şirk koşanların durumuyla ilgili ayetlerde bir çelişki olduğu iddiası vardır. Fakat yine burada da ayetlerin akışı kesilerek belli kısımları alınıp farklı şekilde yorumlandırmaya çalışılmaktadır. Ayetler konu akışıyla okunduğunda ise durumun farklı olduğu anlaşılacaktır. Ayetler şöyledir.
Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır. (4 Nisa Suresi, 116)
Allah’tan başka yardımcı var mı? Melekler yardımcı mı?
Ayetlerin konu akışından kopartılmasıyla ayetlere farklı anlamlar yüklenmesi, Kuran’a karşı getirilen eleştirilerde çokça uygulanan bir yöntemdir. Bu örnekte de aynı yöntem uygulanarak görüntüde bir çelişki yaratılmaya çalışılmaktadır. Oysa ayetlerde söylenen ifadeler konu bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde durumun çok daha farklı olduğu görülür. Bu iddiaya konu olan ayetler şunlardır:
Yerin, göklerin egemenliğinin Allah’a ait olduğunu ve Allah’tan başka bir sahip ve yardımcının olmadığını bilmez misin? (2 Bakara Suresi, 107)
Ad kavmi kaç günde helak edilmiştir?
Ad Kavmi hakkındaki ayetlerde kavme gelen felaket süresi ve geliş şekliyle ilgili bazı bilgiler vardır. Bu ayetlerdeki ifadelerin birbiriyle çeliştiği iddia edilse de ayetler objektif bir şekilde okunup, değerlendirildiğinde durumun farklı olduğu görülecektir. Konuyla ilgili ayetlerde geçen ifadeler şöyledir:
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine ‘kulakları patlatan bir kasırga’ gönderdik. (54 Kamer Suresi, 19)
(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün. (69 Hakka Suresi, 7)
Hıristiyanların ve Yahudilerin hali ne olacak? Onlarda cennete gidebilecekler mi?
Hıristiyan ve Yahudilerle ilgili ayetlerdeki ifadeler arasında bir çelişki olduğu iddia edilmektedir. Bazı ayetlerde Yahudi ve Hıristiyanlardan bazıları övülürken, bazı ayetlerde ise eleştirilmektedir. Bu ayetlerde geçen ifadeler metnin genel akışından koparılarak yorumlandığında yanlış sonuçlara ulaşılmaktadır. Oysa bu ayetler konu bütünlüğü için de değerlendirilse ortada hiçbir çelişki olmadığı görülecektir. Her şeyden önce bilinmesi gereken gerçek, Allah katında dinin İslam olduğudur.
Allah sadece dilediğini mi doğru yola iletir?
Allah dilediğini hidayete ulaştırır dilediğini ise saptırabilir. Her şey onun kudret eli altındadır. Fakat her şeyi yapabilecek güce sahip olması, her şeyi yaptığı anlamına gelmez.
Biz hiç bir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (14 İbrahim Suresi - 4)
Bir Müslüman kaç kişiye eşittir?
Enfal suresindeki iki farklı ayette sabreden kişilerin kafirlerden farkı sayılarda kişileri yenebileceğini söylemektedir. İki ayette farklı oranların söylenmesinden yola çıkarak bu iki ayet arasında bir çelişki olduğu iddia edilmektedir. Fakat ayetler dikkatli olarak okunursa iki ayet arasında bazı farklılıktan dolayı bu farklı oranların söylendiği anlaşılacaktır.Bu konudaki iddialara delil olarak kullanılan iki ayet şöyledir:
Ey Peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur. (8 Enfal Suresi - 65)
Kuran saf Arapça’dır. Ancak neden Kuran içerisindeki bazı kelimeler Arapça kökenli değildir?
Kuran apaçık Arapça bir kitaptır. Yani Arap dilini bilen herkes Kuran’da söylenenleri anlar. Kuran’da Arap diline daha önceden başka dillerden geçmiş kelimeler olabilir ama bunlar da zaten Arapça’dır. Arap dilinde olan kelimelerdir. Burada dil bilimi düşünülmeden, sadece bir iddiada bulunmak için ortaya atılmış bir suçlama vardır. Bu özellik sadece Arap dilinde değil her dilde vardır. Her dile başka dillerden kelimeler geçer ve bu dile yerleşir. Aynı şey Türkçe’de de geçerlidir. Örneğin “ Kemal, final imtihanında kopya çektiği için fakülte konseyi kararıyla üniversiteden uzaklaştırıldı”. Bu cümle Türkçe bir cümledir. Her okuyan bu cümleyi anlar fakat bu cümledeki kelimelerin tamamına yakını başka dillerden Türkçe’ye geçmiş kelimelerdir. Kelimelerin başka dillerden geçmiş olması bu cümlenin Türkçe olmadığı anlamına gelmez. Aksine bu cümle içindeki kelimelerin hemen hemen hepsi yabancı dillerden geçmiş kelimeler olsa da, herkesin anlayabileceği açık bir Türkçe’dir. Kuran’da bu şekilde anlaşılır bir Arapça ile yazılmış bir kitaptır. Ayetlerde de Kuran’ın bu yönü açıkça vurgulanmaktadır.


