Rüzgarla Hareket Eden Gemiler

yelkenli2.bmp

Kuran ayetlerinde farklı farklı konularda örnekler verilmektedir. Bunlardan bir tanesi de gemilerin rüzgarların etkisiyle deniz üzerindeki hareketleridir. Şura Suresindeki ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:


 Denizde yüksek dağlar gibi seyreden gemiler O’nun ayetlerindendir. Eğer dileyecek olsa, rüzgarı durdurur, böylece onun üstünde kalakalırlar. Şüphesiz, bunda çokça sabreden, çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır. (42 Şura Suresi, 32-33) 

Kuran’a eleştiri getiren çevrelerce bu ayet kullanılmaktadır. Bu iddiaya göre “günümüzde gemiler teknolojinin verdiği imkanlarla artık rüzgar ile değil motor gücü ile hareket etmektedir. Dolayısıyla bu örnek geçerli değildir. Gelecekle ilgili bu durum öngörülmediği için yanlış örnek verilmiştir.”
Her şeyden önce bu iddianın çok zorlama olduğunu belirtmek istiyorum. Bu ayette belirtilen geminin o dönemde insanların gördüğü ve rüzgar ile hareket eden gemiler olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca ayette geçen “gemi” kelimesi incelendiğinde konu daha iyi anlaşılacaktır. Arapça’da genel anlamda “gemi” kelimesinin karşılığı “el- sefinu” dur. Fakat bu ayette “el-cevari” kelimesi kullanılmıştır. Tercüme edildiğinde bu kelime de gemi olarak meallerde çevrilmektedir. Bu kelime cereyan etmek, akmak anlamına “Cerea” fiilinden türer. Eski Türkçe’de kullanılan “ceryanda (rüzgarda)kalmak da bu kökten gelir. Harfi cer ile kullanılırsa “cereyne” kelimesi de “gemilerin hoş bir rüzgar ile onları alıp götürdüğü..” anlamına gelmektedir. Yine aynı kökten türeyen “cariyetün” kelimesi ise gemi, bulut, rüzgar anlamlarında kullanılmaktadır. (Kaynak: Kuran’ı Kerim LŞügatı, Timaş Yayınları, syf:121)  Dolayısıyla bu kelimeyi sadece gemi olarak çevirmek tam karşılığını vermemektedir. Türkçe’den bir örnek vermek gerekirse “yelkenli” kelimesi bir gemi türüdür. Ama bu kelimenin içinde o geminin nasıl hareket ettiği de anlatılmaktadır. Yelkenli dendiğinde bu tür gemilerin rüzgar ile hareket ettiği ifade edilmiş olur. Benzer şekilde yukarıdaki ayette gemi diye çevrilen “el-cevari” kelimesinin içinde rüzgar ile hareket ettiği ifadesi zaten vardır. Bu anlam kelimenin kökünde mevcuttur. Sonuç olarak ayette ifade edilen, o dönemde insanların gördüğü, rüzgarla hareket eden gemilerdir. Zaten o ayette kullanılan ve gemi olarak çevrilen kelimenin kendisi de rüzgarla hareket eden gemi anlamına gelmektedir. Bu konuda yapılan eleştirilerin yanlış olduğu ortadadır. Bu eleştirinin dile getirilmesinin sebebi Arapça bilgi eksikliği ve önyargıdır. Eğer ayet önyargısız bakılsa, kastedilen mana kolaylıkla anlaşılmaktadır. Ayrıca kısaca ayette geçen kelimenin kökü incelense konu görüldüğü gibi kolayca çözülebilmektedir.

Şimdiye kadar 9 yorum var. »

  1. Yada 32 ve 33′e 34 de eklenip şu şekilde yorumlansa:

    Şura 32-33-34) Denizler üzerinde, dağlar[ın salınıp durması] gibi akıp giden gemiler de O’nun işaretlerindendir:(35)dilerse rüzgarı dindirir, o zaman denizin üstünde hareketsiz kalıverirler; bunda, şüphesiz, sıkıntılara göğüs geren ve [Allah'a] gönülden şükreden herkes için mesajlar vardır; ya da yapıp-ettiklerinden dolayı (36) onları yok eder: [her şeye rağmen] Allah çok bağışlayıcıdır.

    35 - Ayetin siyâk ve sibâkından anlaşılacağı gibi âyet terimi (lafzen, “işaret” yahut “[ilahî] mesaj”) bu örnekte “kıssa”/”temsîl” anlamında kullanılmıştır. (Bkz. sonraki not.)

    36 - Yani, işledikleri kötülükler yüzünden. Yukarıdaki pasajın öteki dünyadaki üç muhtemel seçeneğe temsîlî bir atıf olduğuna inanıyorum: ruhsal gelişme ve mutluluk (deniz üzerinde serbestçe gezen gemiler), ruhsal donuklaşma/durgunluk (deniz yüzünde hareketsiz duran gemiler ile sembolize edilmekte); manevî çöküş ve azap ise (yok olma/yok etme kavramında özetlenmektedir). Bu üç seçeneğin ikincisi 7:46′da ve devamında dile getirilen ve buna ait 37. notta açıklanan ârâf’ta (‘ale’l-a‘râf) olanların durumuna işaret etmektedir.

    Kaynak: Muhammed Esed, Kur’an Mesajı

  2. Zaten ayette verilmek istenen mesaj açıktır. Eğer bu yaşantımızda birşeyler yapabiliyorsak, ya da birşeyler oluyorsa, bunun bir sebebi var. Eğer bunu sağlayan şey ortadan kaldırılırsa, o iş-oluş da kalakalır.

    Günümüzde gemiler isterse güneş enerjisiyle hareket etsinler. Yine değişen birşey yok. Bu sefer güneşin ışığı durdurulursa, dünyamıza ulaşmazsa gün ışığı, gemimiz kalakalır.

    Ya da gemi küreklerle hareket ediyorsa, bu sefer bu yolla hareketi sağlayan fizik yasaları ortadan kalkarsa, gemi hareketsiz kalır.

    Tabii burada anlatılan şey hayatın her alanı için de geçerlidir. Hayati bir organımız durursa yaşamımız da devam edemez. Bir uçağın veya kuşun havada kalmasını sağlayan fizik yasaları ortadan kalkarsa onlar uçamazlar.

    Kısacası buradaki “yelkenli gemi” hem “yelkenli gemiyi”, hem “diğer tüm teknolojik araçları”, hem de hayatımızdaki “bütün gerçekleştirdiğimiz veya gerçekleşen işleri” anlatmaktadır.

    Bütünün bir küçük parçası verilerek, o bütün göz önüne getiriliyor.

    Kendimizin yaptığını veya kendiliğinden gerçekleştiğini zannettiğimiz herşey, aslında Allah’ın yarattığı düzenle ve/veya yarattığı diğer şeylerle gerçekleşebilmekte. Ya da başka bir deyişle bunları Rabbimiz gerçekleştirmektedir.

    Vakia Suresi:

    62. Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

    63. Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!

    64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

    65. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

    66. “Muhakkak biz çok ziyandayız!”

    67. “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!”

    68. İçtiğiniz suya ne dersiniz?!

    69. Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

    70. Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!..

    71. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!

    72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

    73. Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.

    74. O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).

    75, 76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

    ———-

    Selam ve sevgiler.

  3. Elinize sağlık Allah razı olsun.

  4. Elinize emeğinize sağlık. Allah(c.c) sizlerden razı olsun.

  5. çok yararlı bi bilgi benim için allah razı olsun

  6. “cereyan etmek, akmak anlamına “Cerea” fiilinden türer”

    Emre_1974tr adlı kullanıcının yorumuyla beraber destek mahiyetinde bir şeyler yazmak istiyorum.

    Cereyan etmek, akmak kelimesi enteresandır ki bu makinelerin calisma esasıdır.Mesela bir ısı makinesi soğuk ve sıcak farklılıgandan yararlanarak arada hasıl olan ısıl cereyandan enerji üretirler.Elektrik te bir cereyandır.Akım meydana gelmiyorsa yani potansiyel farklılıgı yoksa o halde enerji de üretmek mümkün olmaz.
    Bunlar aklıma gelen ve enerji türleri ve öyle görülüyor ki enerji ve hareket için bir cereyana ihtiyaç vardır.Rüzgardan ısıl farktan veya elektrikten ,ne ile olursa olsun bir potansiyel farklılıgı olmalıdır ve bu potansiyel farklılıgından üretilir.
    Termodinamik yasadır…

  7. 2/106″ Biz daha hayırlısını veya benzerini getirinceye (kadar,)hiç bir ayeti neshetmez(Hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız.unuttumayız. Bilmezmisin ki Allah, Gerçekten her şeye güç yetirendir.
    Kur’ an’ı kerim teknolojik icatlar ,insanoğlunun var oluşuyla başlamıştır. Ademin isimleri sayması kur’ana göre eşyanın sırlarını çözerek kendisine yararlı bir hale getirmesi demektir. Gemilerin yelkenlerle yürüülmesi Motorla çalışan gemiler insanlar tarafından icat edilmeden önceydi. Ama insanoğlu motorla çalışan gemileri icad edince artık rüzgarlarla çalışan gemiler tedavülden kaldırılmıştır. Yani daha güzeli icad edilince kullanılmaz olmuştur. bu ayet kuranda çelişki anlamında olduğu anlamına gelmez Şim di bilgisayar ve uzay çağına erişildi o zaman bundan önce geçen zamanın önemi olmaması gerekir. Halbuki bu yenikler her ondan önce gelen eskilerin üzerine bina edilmiştir.

  8. Kur’an dahil tüm kutsal metinler dine davet ve dini yaşarken uyulması gerekenlerin kula peygamberler yolu ile öğretilmesidir.Kur’an bu yüzden 23 yılda tamamlanmıştır. Şura suresi 32-33-34 ayetleri gibi bir çok ayet vardır o zamanki topluma ,hatta peygamberin direk kendisine hitap eden.Peygamber tebliğ edip iman ettik diyenlerde uygularken yapılan yanlışlar veya zaruret gösteren durumlarda direk o durumla alakalı inen ayet sayısı çokcadır.Bu ayet de o zamanki ve yakın gelecekten örneklerle bir bir açık açık anlatan ayetlerdir.

    Yoksa fatiha ve bakara suresini herşeye kadir allah 1 defada hem de her peygamberden istenen mucizelerle insana yollar herkeste korkudan hemen iman ederdi.Allah kulundan akıl mantık vicdan yolu ile iradesine bıraktığı gerçek kulluğu yani kul olma paydasında önce tek olabilmemizin şuurunu beklemektedir kanımca ve hiç de acelesi yoktur bir çok ayetinde dediği gibi.

    Allah çeşitli kavimlere, gerek gördükçe -ki bence bu allahın dininin bir önceki elçinin bildirdiklerinin insanlar tarafından yozlaştırılması ve dinin bozulup-yok olma raddesine geldiğinde rahmeti bol allahın kullarına bir ihsanı olarak tekrar o yüce levhi mahfuz’dan bildirdiği şeriatidir.Tekbir olan allahın dini de tekbirdir ve imanın şartı da hepimizce kalpde belki ama dilde bilinmektedir.Allahın yolu dosdoğru bir yol, yol üstünde duran çeşitli kavimlerinde o yola davet edilip bağlandıkları noktalarda elçilerin gösterdiği şeriat de -günümüzde halen bilerek bilmeyerek şeytana uyanların dinler arası husumetlerine araç ettikleri -allah kelamıdır,ne yazıkki teklemek yerine nasıl bölebilirizin peşinde olanlar vardır.

  9. Gemi=DALGA olarak okunmasını rica edeceğim.EN dogrusu ALLAH bilir.

    Okyanus boyunca boy alıp, kıyıya varıncaya kadar olağanüstü katı matematik kurallarına uyuyorlar. Ama bilim, dalgaların tüm sırlarını henüz açığa çıkarmış değil…
    Son yıllarda uydulardan gelen araştırmalar, Atlantik Okyanusu’ndaki dalgaların yüksekliğinin sürekli arttığını gösteriyor. 1990′lı yıllardaki dalgaların ortalama yüksekliği 1960′lı yılların dalgalarının ortalama yüksekliğinden yaklaşık yüzde elli daha fazla. Bilim insanları, bu olayı Atlantik okyanusun’ndaki aşırı fırtınalara bağlıyorlar.
    http://www.focusdergisi.com.tr/doga/00047

Yorum yapın