15 Ocak, 2008 •
İlgili •
Kategorisi

ABD’deki devlet okullarında Darwin’in evrim teorisine alternatif olarak okutulması tartışılan Akıllı Tasarım, son 15 yıldır giderek güçlenen ve büyüyen bir teori. Gücünü de, Darwinizm’in varsayımının aksine, yaşamın hiç de rastlantı olmadığı gösteren bilimsel kanıtlardan alıyor.Aslında bu konudaki tartışmanın başlangıcı 150 yıl öncesine uzanıyor. Darwin’in 1859′da yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabından bu yana, biyolojideki temel kuram, canlıların doğal seleksiyonun ürünü olduklarını öngören evrim kuramı oldu. 20. yüzyılda Darwinizm’e genetik ışığında getirilen yeni yorum, doğal seleksiyona bir de mutasyon mekanizmasını ekledi. Ancak bu iki mekanizmanın, yani doğal seleksiyon ve mutasyonun, canlılığın tek kaynağı olduğu yönündeki geleneksel anlayış, son yıllarda önemli eleştiriler alıyor. Pek çok bilim adamı, canlılığın sadece bu gibi amaçsız ve bilinçsiz faktörlerin ürünü olamayacağını, hayatın kökeninde “tasarlayıcı bir aklın” olduğunu savunuyorlar. Bu anlayış son yıllarda yeni bir teoriyi de beraberinde getirdi: “Akıllı Tasarım” (Intelligent Design) teorisi. Time dergisinin 12 Ağustos 2005 sayısının da kapak konusunu oluşturan teori, halen ABD’de ateşli bir tartışmanın odak noktası. Bilim dünyasında Akıllı Tasarım’ı kabul edenlerin sayısı artarken, bazı eyatler de teoriyi ders kitaplarına Darwinizm’in alternatifi olarak koymayı tartışıyorlar. Bu teori, 1990′lı yıllarda bir grup Amerikalı bilim adamı tarafından ortaya atıldı. Teorinin ilk büyük çıkışı, Pennsylvania’daki Lehigh Üniversitesi’nden biyokimya profesörü Michael J. Behe’nin “Darwin’in Kara Kutusu: Evrime Karşı Biyokimyasal Başkaldırı” adlı kitabı oldu. Behe, kitabında canlı hücresinin Darwin zamanında içeriği bilinmeyen bir “kara kutu” olduğunu, hücrenin detayları anlaşıldığında ise, burada çok kompleks bir “tasarım” bulunduğunun ortaya çıktığını anlatıyordu. Behe’ye göre, canlılardaki kompleks sistemlerin doğal seleksiyon ve mutasyonla, yani bilinçsiz mekanizmalarla ortaya çıkması imkansızdı ve bu durum hücrenin “bilinçli bir şekilde tasarlandığını” gösteriyordu. Fransız felsefe profesörü Peter van Inwogen, bu kitabın önemini şöyle vurgulamaktaydı:“Eğer Darwinistler bilimsel gerçeklerle dolu bu kitabı, önemsemeyerek, yanlış anlayarak veya ona gülüp geçerek karşılarlarsa, bu durum bugün Darwinizm’in bilimsel bir teori olmaktan çok bir ideoloji olduğu yönündeki gitgide yayılan şüpheler için önemli bir kanıt olacaktır.”(1)
Darwinistler Behe’ye tatminkar bir cevap veremediler. Ve Akıllı Tasarım teorisi giderek daha fazla bilim adamı tarafından savunulmaya başlandı. Bugün bu hareketin önemli isimleri arasında California Berkeley Üniversitesi’nden Philip Johnson; MIT, Chicago, Princeton Üniversiteleri’nden Willam Dembski; doktorasını Cambridge’de yapmış olan Stephen C. Meyer; Chicago Üniversitesi’nden Paul Nelson gibi isimler yer alıyor. Seattle merkezli Discovery Institute adlı bilimsel enstitünün çatısı altında bilimsel çalışmalar yürüten gruba, internet üzerinden ulaşmak mümkün. (www.discovery.org)
Discovery Institute tarafından hazırlanmış olan “Akıllı Tasarım Teorisini” anlatan Türkçe dublajlı “Yaşamın Gizemini Çözerken” ( Unlocking The Mystery Of Life) isimli filmi bu linkten seyredebilir, bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Comment Ahmet Akpinar 16 Nisan 2008:
Bu yazıda bilerek “Discovery Institute” kurumuna aslında “Discovery Channel” benzeri bir kimlik yüklenmek istenmiş ve böylece 58 dakikalık bu belgesele “bilimsel” bir kimlik katılmaya çalışılmış.
Halbuki merkezi Seattle’de olan Discovery Institute Akıllı Tasarımcı bir kuruluştur başlıca cumhuriyetçiler ve Hristiyan kuruluşları tarafından finanse edilir. Amacı zaten Akıllı Tasarımı ABD’de müfredata sokmaktı, başarılı olamamıştır, bunu diğer yorumlarımda anlatmıştım.
Dolayısıyla okuyucuları “Discovery Institute”‘un amaçlı yayınlarını, Discovery Channel veya BBC tarafından hazırlanan belgesellerle karıştırmasınlar diye uyarıyorum…
XXXXX
Yani bu yoruma söyleyecek çok fazla bir şey yok. Channel olan bir televizyon kanalı, bilimsellikle vs alakası yok. Sadece tarihten bilime bir çok konuda belgelsel hazırlıyorlar.
Institute ise içinde tamamen bilim adamlarının bulunduğu bir kuruluş. bu kurumun altında çalışan insanlar ABDde farklı üniversitede görev yapan profesörlerden oluşuyor. Sitesine girerek çalışan kişilerin eğitim durumlarını öğrenebilirsiniz.
Eğer sizin istediğini gibi çalışma yapıyorsa, bu kişiler profesör olsalar bile bilim adamı olamıyorlar. Öyle mi? Diğer yandan bir televizyon kurumunu bilim yuvası zannediyorsunuz.
Komik bir bakış açısı ve muhakeme.
Admin
XXX
Comment Ufuk İlgen 7 Mayıs 2008:
“Gücünü de, Darwinizm’in varsayımının aksine, yaşamın hiç de rastlantı olmadığı gösteren bilimsel kanıtlardan alıyor.”
Çok güzel belirtmişsiniz “Darwinizm’in varsayımı” olarak evrim teorisini.Fakat “Darwin’in varsayımı” demek daha doğru ve bilimsel olacaktır kanımca.”Darwinizm” gibi kelimeler ideolojileri veya saplantıları anlatmak için kullanılır genelde ve bu tür adlandırmaların bilimsel terminolojide kullanılmamaları gerekir (tabi kullanıldığına şahit oluyoruz).Bu sebeple Darwinist çevrelerle Darwin teorisini bilimsel bir teori olarak kabul edenleri ayrı kefelerde değerlendirmek gerekir.Bilimsel teori ve hatta bilimsel gerçek doğanın gerçekleriyle örtüşmeyebilir kimi zaman; işte o zaman bu teoriler ve gerçekler yıkılıp yenileri oluşturulur ve bu böyle devam edip gider.Fakat hiçbir zaman “Tamam şimdi doğruyu bulduk; burada bitiriyoruz bu konuyu.” denemez.Yani bulunan(!) her gerçek eleştirilmeye ve bazen-hatta çoğu zaman- değiştirilmeye mahkumdur.Bilim teorilerinden değil yönteminden emindir.Onun içindir ki; bilimsel yöntemi doğru bulmayan çevreler oluşmuştur zaman içinde.Hatta bilimler felsefesine şöyle bir göz atarsanız, bilimin de “Tek doğru benim.” veya “Ben doğruyum.” gibi iddialarının da olmadığını göreceksiniz.Bir de bilimsel kanıt kavramı var.Bilimde kanıt, iddiaların gerçeklerle uyuşup uyuşmadığına değil; bilimlerin kabullenmeleriyle(teori gibi) uyuşup uyuşmadığını ifade eder.Yani bir kanıt bir hipotezin, bir teoriyle uyum içinde olup olmadığını anlatmak için kullanılır.Bu bakımdan “Gücünü de, Darwinizm’in varsayımının aksine, yaşamın hiç de rastlantı olmadığı gösteren bilimsel kanıtlardan alıyor.” ifadesindeki kanıt aslında kanıt falan değil yeni bir teoridir.Hatta yeni falan da değildir.İnsan var olduğundan beri yaradılışa inanan ve inanmayanların olduğunu kabul edersek bu teori insanlık kadar eski.
Buraya kadar anlatmak istediğim şuydu: Bilimsel yöntemi kavramadan bilim yapmaya kalkanlar aslında ortalığı karıştırmaktan başka bir şey yapmıyorlar.İddiasını bilimsel kanıtlarla desteklediğini söyleyen biri daha herkesin kabul etmediği bir şeyin bilimsel kanıt olmayacağını bile bilmeyebiliyor yani bilimsel kanıtın ne demek olduğunu bile bilmiyor.Bu konu üzerinde önemle durmamın sebebi ortadaki sorunların tek sebebinin ortak bir dil konuşulmuyor olmasıdır.Bahsettiğiniz kavramlar birbirini tutmazken insanlarla nasıl anlaşmayı bekleyebilirsiniz ki?
Bir de bilim hiçbir zaman inançlara dil uzatmaz çünkü bahsettiğim gibi doğruluk gibi bir iddiası yoktur. Ne kadar garip gelse de durum bu. Böyle olmadığını zanneden sözde bilimsel çevrelerin varlığı da şöz konusu hatta bunlar üniversiteler gibi kurumlar da olabilmekte.
İşin özü şu ki; karşı tarafın haksız olduğunu bile düşünüyor olsak onu haksız yere eleştirirsek ya da ona yapılan her eleştriyi sırf ona karşı bir eleştiri olmasından dolayı desteklersek bunun hesabını elbette karşı taraf vermeyecek.Kaldı ki onu kendi diliyle okuma zahmetine girmeyip ve hatta bazen okumadan bile eleştiriyoruz; halbuki bir kere ne dediğini anlamaya çalışsak belki-hatta büyük ihtimalle fark edeceğiz ki ortada bir sorun yok.
Biz bir şeyleri karşı tarafa anlatmaya çalışıyoruz ve anlamıyorlar diye yakınıyoruz fakat anlatamayanın(muhtemelen kendisi de anlamadan anlatmaya kalkıştığından) kendimiz olabileceğini düşünmüyoruz.
Burası bilimsel değil:
Bir şeyi anlatmaya çalışmak anladığını kabul etmektir.Bir şeyi anlamak her şeyi anlamaktır.Her şeyi anladığını kabul etmek ise kibirden başka bir şey değildir.Yalnız bir bilgiyi iletmek başka. Onu kendin anlamamış olsan da iletmende mahsur olmaz.O bilgiden gerisi de yalandır.
Ufuk İlgen
Comment Ufuk İlgen 7 Mayıs 2008:
Düzeltme:
“Bu sebeple Darwinist çevrelerle Darwin teorisini bilimsel bir teori olarak kabul edenleri ayrı kefelerde değerlendirmek gerekir”
“Bu sebeple Darwinist çevrelerle Darwin teorisini bilimsel bir teori olarak kabul edenleri ayrı kefelerde değerlendirmemek gerekir”
olacak.
Comment mürşide49 16 Mayıs 2008:
darwin söylediklerine kendisi bile inanmamıştır.ama ardından sürüklenen bir çok kara beyinliler olmuştur.eğer müslüman olduğumuzu söylüyorsak tam bir teslimiyet Allah a yönelmeliyiz ve dinine sarılmalıyız.unutmayalım ki bize sürekli vesvese veren büyük bir düşmanımız var.aklın sınırlanı zorlayıp,insanda şüphe uyandıran şeytanı unutmayalım.herkes üstüne düşen görevi yapmalı.Allahın bize bahşattiği Kuranı teslimiyet içinde okuyup anlamalı…aksi halde ne sorular biter ne de şüpheler biter ..
hiç kendi kendine bir canlının oluştuğunu gören oldumu?veya bir maymunun zamanla insanlaştığını…örneğin bugün şık bir kıyafet giyip darwin veya onun gibi düşünenelerin karşına çıksan bunu kimin tasarlayıp diktiğini sorarlar..sizde ” hiçkimse kendi kendine tesadüfen oldu” deseniz karşınızda gülüp sizin deli olduğunuzu düşünürler .”olur mu öyle şey derler”… bizde onların önesürdüğü teoriler karşısında gülmeyiz bile .yazık akıldan nasiplenmemiş bunlar.birde başımıza bilim adamı diye geçmişler.bugün gerçek bir müslümanın bu konuyla ilgili yazacağı iki satır yazı,darwin ve onun gibilerin yazacağı onlarca ciltlik kitaptan çok daha kıymetli,mantıklı ve gerçekçidir….(hem yazık darwine ,yüklenmeyelim bu kadar şimdi yedi kat yerin altında ,cehennem alevleri içinde yakınıyordur zaten..ateşin nasıl oluştuğunu çözmeye çalışıyordur ızdıraplar içinde :)…
Comment Turgut Sak 17 Kasım 2008:
Ateistlerin dayandığı çok sakat ve saçma bir mantık var:
bir şeyin nasıl olduğu, nasıl çalıştığı anlaşıldığında onu yapana gerek kalmaz!Smile
Yaratan yaratılışta Tesadüf dahil her yöntemi kullanmıştır. (Not : Altta)
Ve elbette üstün bir yöntem olan ve her ne olursa olsun bir şeyin yapımında insanlığın da kullandığı daha verimli olanı seçme ve verimsiz olanı eleme (seleksiyon-istifa) Seçim yöntemi kullanılmıştır.
Ateist mantığa göre yaratılışı tanımladığımızda yani nasıl olduğunu çözdüğümüzde Yaratıcıya gerek yoktur!
Örnek verirsek bir bilgisayarın ve içindeki programların yapısı nasıl olduğu ve nasıl çalıştığını tanımlar – çözersek bu bilgisayarı yapan yoktur demektir.! Smile
Evet mantık aynen bu dayanaksız, zayıf ve çürük teoridir.
Bilgisayar programlarını (yazılımları) bilirsiniz önce basit olarak program dilleri ile yazılmış
ve sonra sürekli olarak üzerine ilaveler yapılarak, bazen versiyonları çok daha üstün olanları ile değiştirilerek, ve hatta bir çok benzer programlar içinde daha verimli olanları seçilerek, daha az verimli olanlar elenerek günümüze kadar gelmiştir.
Şimdi ateist mantığa göre bu durumda bir bilgisayar programının nasıl olduğu ve çalıştığını anladığımızda bunu yapana gerek yoktur. Çünkü artık bunların nasıl yapıldığını biliyoruz! Big%20smile
Diğer bir bakışla bir bilgisayar programının nasıl olduğunu bilmeyenler bunun bilinçli bir yapım ve geliştirme işi olduğunu, bir yapımcısının olduğunu kabul edebilir ancak
Bilgisayarın ve içindeki programların nasıl olduğunu / nasıl çalıştığını bilenler için,
bunların yapımcısının bulunduğuna artık inanması gerekmez! Big%20smile
Akıllı tasarım teorisinin eleştirdiğim noktasında da bu mantık ciddiye alınmış görünüyor sanki akıllı tasarım teorisi çökerse ateistler haklı çıkacakmış gibi bir durum sunuluyor.Confused
Halbuki yaratılışta kullanılan doğal seçilim-eleme ve diğer tüm kavramlar ancak tutarlı ve gerçek birer Yaratılış yöntemidir ve (ateist mantığın tam tersine) yaratıcısının bulunduğuna artık çok daha sağlam, kesin bir bilgiyle ve tutarlı bir şekilde, görmemizi, İkna ve Şahit olmamızı sağlar.
Not: bir şeylerin tesadüf etmesini istersen seçenekleri o kadar çoğaltarak zaten bunu sağlarsın.
Bu da elbette güç ve yeterlilik gerektirir.
Mesela altı rakamlı bir seri rakam için tüm seçenekleri yazarsan biri muhakkak tesadüf eder bu durum tesadüf olarak görünür fakat gerçekte tesadüf değildir.
Ve Mesela yaşam için uygun bir gezegen yaratmak istersen milyarlarca güneş sistemi yaratırsın (galaksiler) içlerinden onbinlerce dünya benzeri gezegen olur. Ve üzerinde yaşamı yaratırsın.
(sadece bizim galaksimizde yüz milyar yıldız ve otuz bin dünya benzeri gezegen olduğu tahmin edilmektedir.)
Bu duruma bir örnek verelim:
Bir çok CD – DVD üreten fabrikalar görüyorsunuz (Yıldızlar) ve ortalıkta yüz binlerce CD var (Gezegenler) ama sadece bir veya birkaçının üzerinde program-yazılım var. Bu durumda sadece bir tek CD üzerindeki yazılım, onun bir yapımcısı bulunduğuna yeterli ve tutarlı çok sağlam bir delildir. Belki tüm CD üretimleri belki sadece bu birkaçı için üretilmiştir. Mesela bir – iki milyon spermeden sadece bir – ikisi ve ancak uygun ortam bulduğunda insan olur. İki milyon sperm bu bir tek isabet için yaratılmıştır diyebiliriz.
Comment Süreyya 16 Ocak 2009:
İnsanın biyolojik yapısını diyelimki çözdü bilim-olamaz ya- oldu diyelim.Ruhsalını, delilikle velilik sınırını kim nasıl tayin edecek. Tesadüflere hangi bilimsel! mantık cevap verecek. Bilim aslında nedir.Yapının temelini atanı tanımazsak neyin üstüne neyi inşa ediyoruz ki.Afaki bilmem kaç milyar yıl olarak hesaplanan sayılarmıdır bilim, bu sayıları sallayınca mı bilim var, yoksa bilinmeyenin hala bilinemiyişinin sebebini buldularda mı bilim oldu birşeylerin adı. süregelen teknolojinin ilerlemesi midir ,sayısal sistemi zaten sonsuzun sahibine sığınarak sonsuza kadar sıralamak mı yoksa sadece bilim.
Bilen bildirsin lütfen yoksa kavram düşmanı değilim.Teknoloji karşıtı hiç değilim.Bildiğim düşünürün dediği gibi bir ben vardır bende benden içeri. Sahi düşünce hakkında bilimsel ortak düşünce nedir.
Comment darwinsrotweiller 9 Mart 2009:
kim bu akıllı tasarımı savunan bilim adamları?
Comment Mehmet 9 Mart 2009:
Selamlar
Siteniz gayet faydalı bir site, yazılarınız çıktıkça okuyorum. Bu belgesel çeviri çalışmasının da çok iyi olduğunu düşünüyorum. Seslendirmedeki ufak hatalar(konuşma akıcı değil, bazı yerlerde anlaşılmıyor) haricinde belgesel gayet iyi seyredilebiliyor.
Benim önerim belgeselleri seslendirmeniz dışında ayrıca alt yazı da hazırlanamanız. Bu seslendirmeden daha kolay ve de çok insan orjinal dilde seyretmeyi tercih eder. Alt yazı dosyalarını .txt veya .srt formatında sitenize yükleyebilirsiniz. Böylece videoyu herhangi bir yerden orjinal dilde indirenler bu alt yazılarla belgeseli seyredebilirler.(divx)
Yeni belgeselleri de çevirmeyi düşünüyor musunuz? Mesela Illustra Media‘nın hazırladığı diğer belgeseller çok güzel olurdu. Ayrıca Ben Stein’in gecen yıl gösterime giren Expelled: No Intelligence Allowed adlı bir belgeseli var. Mesela bu belgeselin İngilizce alt yazısını şu linkte Download(zip)’i tıklayarak indirebilirsiniz.
http://www.opensubtitles.org/e.....allowed-en
Tek yapılması gereken metnin bilen biri tarafından Türkçe’ye çevrilmesi.
İyi günler…
iyi çalışmalar…
Comment adnsmz 8 Mayıs 2009:
hiç bir şekilde Allah’ın varlığının kanıtlanamayacağını(ne şimdi ne de gelecekte)ve üstelik inanan bir insan açısından buna da ihtiyaç olmadığını düşünüyorum. Kanıtlandığı zaman işin güzelliği kaybolur. Aslolan ve güzel olan ” inanç” tır. Öyleyse, yaratılışçılar veya akıllı tasarımcılar veya inananlar niye Allah’ın varlığını kanıtlamak için bu kadar uğraşıyorsunuz ?
selam
Comment hüseyin furkan 9 Haziran 2009:
Bir müslüman olarak anti evrimciliği bilimsellikle maskelemeye kalkma çabanızı kınıyorum.
İndirgenemez komplekslik argümanının, evrenin ve hayatın her aşamasında gördüğümüz evrimi yoksaymasını sağlamasını nasıl olup da bilimsellik diye iddia edebiliyorsunuz.Evangelist şarlatanların ne mal olduklarını bile bile hala onların ayak izlerinde yürüyorsunuz.Yaratılış savsatasını islam zannetmeye devam edin.Apaçık gerçekleri göz göre göre inkardan gelmek sizin bu yaptığınız değilde nedir.
Comment hüseyin furkan 12 Haziran 2009:
Sayın admin
Size saygım olduğunu geçmişten beri bilirsiniz.
Sanıyorum kategorileri karıştırmanızın sebebi dikkatsizlik olmalı.
Evrim teorisi canlılığın değil türleşmenin kökeni üzerine bir çözümlemedir.Doğal seleksiyon türlerin ortaya çıkışını değil hayatta kalmasını açıklar.Türlerin ortaya çıkışının sebebi mutasyonla açıklanılmaya çalışılmıştır.Bunları karıştrmak demogog olmakla suçlanmamızdan başka sonuç doğurmaz.Akıllı tasarımcılar bunu kasıtlı yapıyor.Bu karmaşadan medet umuyorlar.Bu tuzağı bilinçsizce satırlarınıza taşımayın.
Hayatın kökeninde tasarlayıcı bir akıl olduğunu iddia ediyor olmaları mı evrimi reddetmelerini gerektiriyor.hayır.tanrı-isa anlayışından kaynaklı aslında bu evrim düşmanlığı.asıl burda paradigmaları yara alıyor.evrim hayatın kökeninde tasarlayıcı bir aklın olmadığını mı ispat ediyor ki.Bu sadece materyalistlerin demogojisi.benim baktığım yerden asıl evrim o tasarlayıcı aklı işaret ediyor.
Comment aycan 11 Kasım 2009:
bir karpuz yapmak için başka bir kaarpuzun çekirdeği gerekmektedir….
önemli olan ilk karpuz nasıl yapıldı
bir yapan olmalı