Çelişki İddiaları

Tarık Suresinde bahsedilen meni mi ? İnsan mı?

Bu iddiaya göre Tarık suresindeki 7. ayette geçen ifadede meninin kaburga ve bel kemiği arasından çıktığı fakat bunun bilimle çeliştiği söylenmektedir. Çünkü bilimsel olarak meninin testislerde üretildiği bilinmektedir. İlk başta bu konuyla ilgili ayetlere bakıp sonra üzerinde tartışalım. Tarık suresindeki ayetler şöyle:

Kaç tane melek Meryem’le konuşuyordu?

Meryem’in meleklerle konuştuğundan bahsedilen ayetlerde bir yerde tek melek olduğu diğer yerde çoğul bir ifade olduğu dolayısıyla bu iki ayet grubu arasında bir çelişki oluştuğu iddia edilmektedir. Bu iddianın doğrusunu öğrenmek için ilk önce ayetlere bakalım:

Firavun boğuldu mu? Kurtuldu mu?

Kuran’a karşı getirilen iddialardan birisi de Firavun’un boğulması hakkındadır. Bu iddiaya göre bazı ayetlerde Firavun’un boğulduğu söylense de bazılarında kurtulduğu söylenmektedir. Bu konudaki iddia da tıpkı diğerleri gibi gerçeği yansıtmaz. Bu konuyla ilgili ayetler şöyledir:
“Göklerin ve yerin Rabbi’nden başkasının bu delilleri indirmediğini iyi biliyorsun. Firavun, seni mahvolmuş biri olarak görüyorum!” Onları yeryüzünden kaldırmak isteyince de onu ve beraberindekileri topluca suda boğduk. (17 İsra Suresi, 102-103)

Allah şirki bağışlar mı?

Şirk koşanların durumuyla ilgili ayetlerde bir çelişki olduğu iddiası vardır. Fakat yine burada da ayetlerin akışı kesilerek belli kısımları alınıp farklı şekilde yorumlandırmaya çalışılmaktadır. Ayetler konu akışıyla okunduğunda ise durumun farklı olduğu anlaşılacaktır. Ayetler şöyledir.
Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır. (4 Nisa Suresi, 116)

Allah’tan başka yardımcı var mı? Melekler yardımcı mı?

Ayetlerin konu akışından kopartılmasıyla ayetlere farklı anlamlar yüklenmesi, Kuran’a karşı getirilen eleştirilerde çokça uygulanan bir yöntemdir. Bu örnekte de aynı yöntem uygulanarak görüntüde bir çelişki yaratılmaya çalışılmaktadır. Oysa ayetlerde söylenen ifadeler konu bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde durumun çok daha farklı olduğu görülür. Bu iddiaya konu olan ayetler şunlardır:
Yerin, göklerin egemenliğinin Allah’a ait olduğunu ve Allah’tan başka bir sahip ve yardımcının olmadığını bilmez misin? (2 Bakara Suresi, 107)

Hıristiyanların ve Yahudilerin hali ne olacak? Onlarda cennete gidebilecekler mi?

Hıristiyan ve Yahudilerle ilgili ayetlerdeki ifadeler arasında bir çelişki olduğu iddia edilmektedir. Bazı ayetlerde Yahudi ve Hıristiyanlardan bazıları övülürken, bazı ayetlerde ise eleştirilmektedir. Bu ayetlerde geçen ifadeler metnin genel akışından koparılarak yorumlandığında yanlış sonuçlara ulaşılmaktadır. Oysa bu ayetler konu bütünlüğü için de değerlendirilse ortada hiçbir çelişki olmadığı görülecektir. Her şeyden önce bilinmesi gereken gerçek, Allah katında dinin İslam olduğudur.

Allah sadece dilediğini mi doğru yola iletir?

Allah dilediğini hidayete ulaştırır dilediğini ise saptırabilir. Her şey onun kudret eli altındadır. Fakat her şeyi yapabilecek güce sahip olması, her şeyi yaptığı anlamına gelmez.
Biz hiç bir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (14 İbrahim Suresi - 4)

Bir Müslüman kaç kişiye eşittir?

Enfal suresindeki iki farklı ayette sabreden kişilerin kafirlerden farkı sayılarda kişileri yenebileceğini söylemektedir. İki ayette farklı oranların söylenmesinden yola çıkarak bu iki ayet arasında bir çelişki olduğu iddia edilmektedir. Fakat ayetler dikkatli olarak okunursa iki ayet arasında bazı farklılıktan dolayı bu farklı oranların söylendiği anlaşılacaktır.Bu konudaki iddialara delil olarak kullanılan iki ayet şöyledir:
Ey Peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur. (8 Enfal Suresi - 65)

Kuran saf Arapça’dır. Ancak neden Kuran içerisindeki bazı kelimeler Arapça kökenli değildir?

Kuran apaçık Arapça bir kitaptır. Yani Arap dilini bilen herkes Kuran’da söylenenleri anlar. Kuran’da Arap diline daha önceden başka dillerden geçmiş kelimeler olabilir ama bunlar da zaten Arapça’dır. Arap dilinde olan kelimelerdir. Burada dil bilimi düşünülmeden, sadece bir iddiada bulunmak için ortaya atılmış bir suçlama vardır. Bu özellik sadece Arap dilinde değil her dilde vardır. Her dile başka dillerden kelimeler geçer ve bu dile yerleşir. Aynı şey Türkçe’de de geçerlidir. Örneğin “ Kemal, final imtihanında kopya çektiği için fakülte konseyi kararıyla üniversiteden uzaklaştırıldı”. Bu cümle Türkçe bir cümledir. Her okuyan bu cümleyi anlar fakat bu cümledeki kelimelerin tamamına yakını başka dillerden Türkçe’ye geçmiş kelimelerdir. Kelimelerin başka dillerden geçmiş olması bu cümlenin Türkçe olmadığı anlamına gelmez. Aksine bu cümle içindeki kelimelerin hemen hemen hepsi yabancı dillerden geçmiş kelimeler olsa da, herkesin anlayabileceği açık bir Türkçe’dir. Kuran’da bu şekilde anlaşılır bir Arapça ile yazılmış bir kitaptır. Ayetlerde de Kuran’ın bu yönü açıkça vurgulanmaktadır.

Gök mü yer mi önce yaratıldı?

Naziat ve Fussilet surelerinde geçen ifadelerden yola çıkarak iki farklı yerde yerin ve göğün yaratılışıyla ilgili farklı bir sıralamanın olduğu iddia edilmektedir. Bu farklılığın bir çelişki olduğu söylense de, gerçek iddia edildiği gibi değildir. Aslında yerler ve göklerin yaratılmasında bir sıralama yoktur. İkisi de aynı anda yaratılmıştır. Enbiya suresindeki bir ayette şöyle bildirilmektedir:
O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık …. (21 Enbiya, 30)
Görüldüğü gibi hem gök hem de yer birlikte varlardır. Yaratılışlarında bir sıralama olmadığı; ayrılma işinin sonraki aşamada yapılması söz konusudur. Diğer ayetler de dikkatli okunduğunda böyle bir sıralama yapılmadığı görülecektir. İlk önce Fussilet suresindeki ayetlere bakarsak bunu daha iyi görebiliriz.

Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?

Bir çok ayette göklerin ve yerin 6 günde yaratıldığından söz edilir. Fussilet suresinde ise göğün ve yerin yaratılış ve düzenlenme safhalarından söz edilirken toplam 8 günün ortaya çıktığı öne sürülmekte ve bunun çelişki olduğu düşünülmektedir. Oysa belirtilen yaratma aşamalarının yanlış hesaplanması sonucundan ötürü çelişki var gibi görünmektedir. Eğer ayetteki ifadeler dikkatli okunursa yaratılış kısmının sadece 6 günde olduğu anlaşılacaktır. Şimdi Fussilet Suresindeki ayetleri görelim: