Kuran Mucizeleri
DÜNYA’NIN VE EVRENİN ŞEKLİ
Dünya’nın şekli ile ilgili bir çok ayette bilgiler vardır. Naziat suresindeki ayet şöyledir:
Ve yeryüzünü de yayıp yuvarlattı. (79 Naziat Suresi, 30)
Burada “yayıp yuvarlama” anlamında çevrilen kelimenin Arapça karşılığı “Davn” dır. Bu kelimenin tefsirinde, kelimeyi detaylı bir şekilde inceleyen Prof. Dr. Süleyman Ateş şöyle diyor:
“…Hasılı dahv döşemek, düzeltmek demek ise de sadece basit bir döşemek ve düzeltmek değil, yuvarlak olarak düzeltmek, döşemek anlamını verir ki bu ayetten Yeryüzünün yuvarlak yaratıldığı anlamı çıkar.” ( Yüce Kuran’ın Çağdaş Tefsiri, Süleyman Ateş, cilt 10, sy 308)
GÖK CİSİMLERİ ARASINDAKİ FARKLAR
Kuran’da yıldızlardan, güneşten, aydan ve gezegenlerden söz edilmektedir. Bu kelimelerin geçtiği ayetlere dikkatli bakıldığında bu gök cesimleri arasında bazı farklar belirtildiği oraya çıkmaktadır. Bu farklar o dönemin teknolojisi ve bilgisiyle bilinebilecek detaylar değildir. Örneğin ayette güneş için şöyle denmektedir:
Sizin üstünüze sapasağlam yedi-gök bina ettik. Parıldadıkça parıldayan bir kandil (Güneş) kıldık. (78 Nebe Suresi, 12-13)
AYIN YÖRÜNGESİ
Ay hakkında Kuran’da verilen bir detay ise onun yörüngesinin şekli hakkındadır. Yasin suresinde bu konu şöyle geçmektedir:
Ay’a da bir takım evrelerle ölçü biçtik. Nitekim o eski bir hurma dalı gibi döner.
(36 Yasin Suresi, 39)
Ayın hareketlerinin bir takım evrelerini olduğu belirtilip, bu hareketlerin eski bir hurma dalı gibi döndüğü belirtilmektedir.
GÜNEŞİN HAREKETİ
Güneşin ve dünyanın hareketleri hakkında insanlar tarih içinde farklı görüşlere sahip olmuşlardır. Ortaçağ Avrupa’sında kilise Aristo felsefesinin de etkisiyle dünya merkezli bir evren görüşünü kabul etmiştir. Bu görüşe göre dünya evrenin merkezindedir. Güneş dahil tüm gök cisimleri ise onun etrafındadır. Fakat Kopernik, Kepler, Galileo ile başlayan süreç ise Dünyanın evrenin merkezi olmadığı, eksine güneşin merkezde olduğu Dünyanın ise onun etrafında döndüğünü ortaya konmuştur. Bu görüş göreceli olarak doğru olsa da eksiktir.
EVRENDEKİ DÜZEN VE DENGE
Kuran’da evren hakkında dikkat çekilen bir diğer nokta ise belli bir dengenin varlığıdır. Furkan suresinde Rabbimizin yaratışındaki düzen ve ölçü şöyle ifade edilmektedir.
Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, onu belli bir ölçüyle takdir etmiştir. (25 Furkan Suresi, 2)
Evren büyük bir patlama sonucunda yaratılmıştır. Fakat bu patlama gözlemlenen tüm patlamalardan ayrı bir özelliğe sahiptir. Big Bang’in sonucunda düzensizlik değil evrenin her noktasında bir düzen ortaya çıkmıştır.
YÖRÜNGELER
Kuran’da evren hakkında verilen bilgilerden birisi de yörüngeler hakkındadır. Zariyat suresinin 7. ayetinde şöyle bildirilmektedir.
Özenle oluşturulmuş yollara(yörüngelere) sahip Evren’e (göğe) and olsun.
(51 Zariyat Suresi, 7)
İnsan, evreni çıplak gözle gözlemlediğinde sayısız yıldızla karşı karşıya olduğunu hemen fark eder. Görünür evrende ortalama 200 milyar civarında galaksi olduğu düşünülmektedir. Her galakside de yine ortalama 200 milyar yıldız olduğu öngörülmektedir. Bir insan tarafından sayılamayacak kadar çok olan yıldızların ortak özellikleri hepsinin bir yörüngesinin olması ve bu yörüngede akıp gitmeleridir.
EVRENİN YOK OLUŞU ( BİG CRUNCH)
Kuran’da sadece evrenin oluşumu hakkında bilgiler yoktur. Evrenin sonu hakkında da bazı açıklamalar bulunur. Enbiya süresinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
O gün Evren’i kitabın sayfalarını katlar gibi düreriz. Ve onu yaratılışa ilk başladığımız duruma iade ederiz. Bu, üzerimizdeki bir vaattir. Elbette, gerçekleştireceğiz. (21 Enbiya Suresi, 104)
Ayetin ifadesi ile evren, tıpkı ilk yaratıldığı hale geri dönecektir. Yani evren yokluktan yaratılmıştır ve ve yokluğa gidecektir. Bilim adamlarının da evreni bekleyen son hakkında yaptığı araştırmalar, aynı sonucu vermektedir. Big bang adı verilen büyük bir patlamayla başlayan evren big crunch denilen bir çöküşle içine çökerek başladığı tekilliğe geri dönecektir.
EVRENİN GENİŞLEMESİ
Evrenin ilk meydana gelmesi dışında, evrenin şu anki durumu da felsefecilerin konusu olmuştur. Yine bu konuda materyalist düşüncenin etkisiyle genel kabul gören görüş, “durağan evren modeli”dir. Hatta bu konuda bilim dünyasında o kadar büyük bir önyargı oluşmuştur ki, bu önyargının etkisiyle bilimsel hesaplamalar sonucunda ulaşılan gerçekler bile görmezlikten gelinmiştir. Ünlü fizikçi Albert Einstein hesaplamaları sonucunda evrenin durağan değil genişleyen bir evren olduğu sonucuna ulaşsa da hesaplamalarını değiştirmiş ve yaptığı bu değişikliği “kariyerinin en büyük hatası” olarak tanımlamıştır.
TEKİLLİKTEN EVRENE
Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi evren tekil bir noktadan big bang adı verilen bir patlama sonucunda ortaya çıkmıştır. Planck zamanında, evren öncesi fiziksel olarak açıklanabilecek bir ortam değildir. Planck zamanından sonra ilk atom altı parçacıklar ortaya çıkmış ardından bunlar atomları, atomlar bir araya gelerek yıldız tozlarını, yıldızları ve gezegenleri oluşturmuştur. Bilim bize şu anda var olan tüm maddenin tekillikten başladığını söyler.
YOKTAN VAR EDİLME
YOKTAN VAR EDİLME
Evrenin kökeni hakkında tarih boyunca felsefeciler ve bilim adamları farklı teoriler ortaya atmışlardır. En çok kabul gören teori ise, materyalist dünya görüşünün bir ürünü olan; evrenin sonsuzdan beri var olduğu, düşüncesidir.


